27 Kasım 2012 Salı
Affeyle güzel yarim
Çok seven çok yanılır..
Özür dilemek acziyet midir?
Yoksa kusurundan haberdarlık mıdır?
İnsan haberdar olduğu kusru neden işler?
Kırık köprü de yürüyen bilmez mi ki düşer?
Uçurumlar çıkar
her gelmek istediğimde sana.
Beni durduran uçurumlar değil,
Hasret girdi aramıza.
Ben çok sever çok koşarım
yorulmaksızın peşinden
Yalnız seninle yaşarım
Ruhum çıkar bedenimden...
Dünyaya hükmeden kalbimi bıraktım avuçlarına
Bir sürü bez parçasını astım ağaç dallarına
Gözlerine bakınca düşünemem, neyleyim
Kırdıysam seni affeyle güzel yarim
13 Kasım 2012 Salı
Bir güzele ...
Bir güzele sevdalandım..
Oda sevda derdinde..
Her gün aşık oluyorum,
Her gün aşık oluyorum,
Hiç ileri gitmedim sayıyorum yerimde..
Gözlerinde bir ben gördüm
Kayboldum içinde
Anlattım derdimi amma
Anlamamak derdinde
Kayboldum içinde
Anlattım derdimi amma
Anlamamak derdinde
Gözyaşlarını sileyim istedim
Mutlu olmayı çok hakediyordu
Duygularımla besledim
O hep geri gidiyordu
Mutlu olmayı çok hakediyordu
Duygularımla besledim
O hep geri gidiyordu
Dur! dedim gitme benden uzaklara
Kalma sakın bensiz
Kalma sakın bensiz
Dur dedi sakın yapma
Senle ben asla olamayız biz
Senle ben asla olamayız biz
Özlüyorum derken sesim titrer
Ağlayamam susarım
O hep kendi yolunda gider
Ben ardından bakarım
Ben ardından bakarım
Yazdıklarım anlamsız birer cümle
Belki okurken çok seviniyor
Onu ilk gördüğümde
Söylemiştim biliyor...
Belki okurken çok seviniyor
Onu ilk gördüğümde
Söylemiştim biliyor...
Uzak durmak hataydı
Bunu şimdi anlıyorum
Herşey geçti gitti
Tek başıma ağlıyorum
12 Ekim 2012 Cuma
Pilli bebek – Fotoğraf' ithafen
Bir şarkı bu kadar çabuk ağlatır
bu kadar içine dokunur insanın
sen yaklaşmaya çalıştıkça uzaklaştırır
sevdiklerinden koparır
hayatın rengarenk olduğunu düşündüğün
en aciz anında tutar kolundan
seni siyah beyaz bir fotoğrafın arka planına atar
değersizleştirir, kıymetsizleştirir
arka fonda ortama uyum sağlamaya çalışırsın
hiç yokmuş gibi
görmemek için gözlerin kapanır
sabretmek için avuçların sıkılır
ve bir ömür ayakta duracağını bilmek
daha güçsüzleştirir halsiz bacaklarını
boynun, yastığından mıdır?
yoksa hep boynu bükük olacağından mıdır
sola yatar
bir küçük emrah bakışı kapalı gözlerinde belirir
pazarda annesini kaybetmiş bir çocuğun
en çaresiz anındaki ifadeler yapışır yüzüne
tiksinirsin
arkanı dönersin her şeye
daha çabuk uyum sağlamak için
ellerini göbek hizanda birleştirip
boynunu hafif öne eğip
özür dilersin, fotoğraftakilerden
ben bu fotoğrafa fon olamam dersin
benim gözlerim gökkuşağı görmeden durmaz
ayaklarım patikaların esiridir
ellerim dostlarımın ellerinden ayrılamaz
kalbim;
ah kalbim atmadan duramaz
sırtımda çok yüküm var ama
ben bu fotoğrafta fon olamam dersin
çeker gidersin
Arkana bile bakmadan.
Pilli bebek – Fotoğraf.. 27.02.2012
2 Ekim 2012 Salı
zil sesi melodisi
Kalabalıktan kaçıp kendime yerleştiğim bir zamanda kapım çalsa.
Kimseyi beklemek bi yana hatta bunu umut bile etmeyen ben,
Umarsızca kapıyı çalanın sen olduğunu bilsem ya hissetsem.
Ellerim ve ayaklarım titrese heyecandan ve uzun zamandır süren bir hasret
Bir kapı gıcırtısıyla son bulsa. ne dersin?
Güzel olmaz mı?
Açsam kapıyı, heyecanım derin bir iç geçirmeyle beraber
bütün vücudumu saran ikiye katlanmış bir üzüntüyle dolsa.
Karanlık merdiven boşluğuna bakıp,
kulaklarım merdivenlerden gelen yankılarda arasa seni
ve ben kapı sesini telefonuna zil sesi yapmış
bir gerizekalıya dönüşebilsem o anda.
Geri dönüp o kendimi mahvettiğim,
hapsettiğim evimdeki kargaşa da kulaklarımı
zil sesine kabartıp dakikalarca arasam telefonumu
ve bulduğumda artık sen kapatmış olsan.
Ve en son araman, beni o gün yirminci arayışın olsa.
Efkardan nasıl sarhoş olacağımı şaşırıp
büyük rakıyı tepeleyip içtiğim o gece
sadece son çalışı duymuş olsam bölük pörçük.
Arama kaydını geçtikten sonra
bir de mesaj simgesi olsa ekranda.
O mesajı atanda sen olsan keşke.
Mesajı açıp, kelimelerin en yumuşak tonlarıyla bana
"Evini ya bulamadım ya da adresi yanlış vermişsin,
zira verdiğin adresteki kapı zilini
çok kere çalmama rağmen açan olmadı.
Seni aradım evde misin diye soracaktım,
son çare mesaj attım cevap vermeyince de eve döndüm." desen.
Ve ben her zamanki alelade tavrımı sergileyip
gecenin bir yarısı düşüp sokaklara
adımlarına basarak kokunu takip edip seni bulsam
Ya da sen çıkıp bir köşeden
Nerde kaldın tatlım desen
Öyle işte..
"Beni unutma, beni unutmak bizi unutmaktır."28 Eylül 2012. saat: 01:05
16 Temmuz 2012 Pazartesi
Bilesin
Yıldızlı bir geceye bakarken seni aradı gözlerim
Gündoğumuna kadar beklemeliyim
Biliyorum, farkettim
Her güne sıcak uyanmak seninle
Her güne yeni bir gün gibi bakmak
Bir kaç kısa zamanda olsa
Utangaçlıklarıma saklanan, umarsız
Biçare ve umutsuz gözlerim
Yüzsüzlüklerime saklanan
İç geçirmelerimin yanında
Sözü edilecek şeyler değiller
Her latifenin içinde aranışlarım
Her katliyama serzenişlerim
Haksızlıklara tahammülsüzlüklerim
Sendendir, bilesin...
16.07.2012
Kendime Dönmelerim
Yorgunluklarım kaçırdı beni hayattan
O yüzdendir eninde sonunda
Koşar adım kendime dönmelerim
Bağlanmak zor uğraşmış
Çok istesem de beceremedim
Ne olur inan bana
Uzak bir yerlere giderken dahi
Sana ulaşmalarım kolay olsun istedim
Yalan yok!
Senin hasretini biraz çekmek
Biraz hasretlik çekmek iyi gelirdi bana
Sonunda sana döndüğümde
Seni unutmak mümkün mü?
Sana seni, bana seni hatırlatan
Özleten onca şey varken
16.07.2012
O yüzdendir eninde sonunda
Koşar adım kendime dönmelerim
Bağlanmak zor uğraşmış
Çok istesem de beceremedim
Ne olur inan bana
Uzak bir yerlere giderken dahi
Sana ulaşmalarım kolay olsun istedim
Yalan yok!
Senin hasretini biraz çekmek
Biraz hasretlik çekmek iyi gelirdi bana
Sonunda sana döndüğümde
Seni unutmak mümkün mü?
Sana seni, bana seni hatırlatan
Özleten onca şey varken
16.07.2012
28 Haziran 2012 Perşembe
Mutsuzluk
Mutsuzluk bir hastalıktır, bazıları isteyerek yakalanır bu hastalığa kimisi istemeden kimi de kaçamaz her ne kadar çok isteseler de. Son zamanlarda anladığım ya da anlamlandırdığım çok şey var. Belki çoğunuza anlamsız gelecek söyleyeceklerim belki ne saçmalıyor bu diyeceksiniz. Haklı da olabilirsiniz ya da bende haklı olabilirim.
Hayatı yaşayış ya da algılayışımız biraz değişik açıkçası. Enteresan yani.
Eski, eksik ya da olumsuz yönleri çokça aklımızı meşgul ederken güzel yanları olabildiğince es geçiyoruz sanki. Şahsım adına şunu diyebilirim ki imrenilecek bir işim, süper bir ailem, muhteşem bir arkadaş çevrem var.
Peki. O zaman neden hala yüzün asık ve neden hiç içtenlikle gülümseyen bir halini göremedik diyebilirsiniz. Haklısınız.
İşte size mutsuzluğu bir hayat biçimi haline getirmiş bir adamın hikayesini yazıyorum. Çok uzun zaman oldu böyle gözlerimin içi gülmeyeli. İnanın bende çok açık ve net bir şekilde halen nedenlerini sorguluyorum. Belki de alışkanlık haline geldi.
Bazı şeyleri, olayların ne kadar dışında gibi gözükseler de bir çok insanla aynı açıdan baktığımızı farkettim. Hayata dair saplantılarımın ya da bana saplantı gibi gelen düşüncelerin aslında sadece bana has özellikler olmadıklarını farkettim mesela. Kendimi en özel hissettiğim şeylerde ne kadar basit ve sığ düşüncelerimin olduğunu, kendimi basit, iğreti hissettiğim şeylerde de ne kadar büyük ya da üstün vasıflara sahip olduğumu anladım.
Bu tatil iyi geldi anlayacağınız.
Sabrıma sabır, insanlığıma insanlık kattım. Gözyaşlarımı tanımadığım bir sürü insan için mutlu mesut yuvalarından ettim. Saçlarımı döktüğüm, kalbimi yorduğum, ömrümden geçip giden yıllara abone olan ama şimdilerde nerede ne yaptıklarına dair en ufak bir fikrim olmayan kadınların bile hayatımda ne kadar önemli olduklarını, bana bugüne kadar kaybettirdikleriyle neler kattıklarını anladım.
Yine de onları fazla aklımda tutmaksızın unutmaya karar verdim. Zira geçmişin yükünü omuzlarımdan inmedikçe geleceğe attığım her adımın beni ancak geriye götüreceğini anladım.
Yeni-lenin...
28 Haziran 2012
02.28/Adrasan/Antalya
Hayatı yaşayış ya da algılayışımız biraz değişik açıkçası. Enteresan yani.
Eski, eksik ya da olumsuz yönleri çokça aklımızı meşgul ederken güzel yanları olabildiğince es geçiyoruz sanki. Şahsım adına şunu diyebilirim ki imrenilecek bir işim, süper bir ailem, muhteşem bir arkadaş çevrem var.
Peki. O zaman neden hala yüzün asık ve neden hiç içtenlikle gülümseyen bir halini göremedik diyebilirsiniz. Haklısınız.
İşte size mutsuzluğu bir hayat biçimi haline getirmiş bir adamın hikayesini yazıyorum. Çok uzun zaman oldu böyle gözlerimin içi gülmeyeli. İnanın bende çok açık ve net bir şekilde halen nedenlerini sorguluyorum. Belki de alışkanlık haline geldi.
Bazı şeyleri, olayların ne kadar dışında gibi gözükseler de bir çok insanla aynı açıdan baktığımızı farkettim. Hayata dair saplantılarımın ya da bana saplantı gibi gelen düşüncelerin aslında sadece bana has özellikler olmadıklarını farkettim mesela. Kendimi en özel hissettiğim şeylerde ne kadar basit ve sığ düşüncelerimin olduğunu, kendimi basit, iğreti hissettiğim şeylerde de ne kadar büyük ya da üstün vasıflara sahip olduğumu anladım.
Bu tatil iyi geldi anlayacağınız.
Sabrıma sabır, insanlığıma insanlık kattım. Gözyaşlarımı tanımadığım bir sürü insan için mutlu mesut yuvalarından ettim. Saçlarımı döktüğüm, kalbimi yorduğum, ömrümden geçip giden yıllara abone olan ama şimdilerde nerede ne yaptıklarına dair en ufak bir fikrim olmayan kadınların bile hayatımda ne kadar önemli olduklarını, bana bugüne kadar kaybettirdikleriyle neler kattıklarını anladım.
Yine de onları fazla aklımda tutmaksızın unutmaya karar verdim. Zira geçmişin yükünü omuzlarımdan inmedikçe geleceğe attığım her adımın beni ancak geriye götüreceğini anladım.
Yeni-lenin...
28 Haziran 2012
02.28/Adrasan/Antalya
27 Haziran 2012 Çarşamba
Görüyor musun?
Görüyor musun?
Neyi diye sorma sakın
Sadece bak,
Ama bakmak için değil,
Görmek için bak
Kimsenin göremediğini
Herkesten sakladığımı
Görmek için bak
Ya da sadece iç geçirmek için
Düşünmeden bak...
Yapabilir misin?
7 Aralık 2011 Çarşamba
Uzak Sevmeler
Çok uzak değiliz aslında
Mesafeler uzaklık belirtisi sayılmaz
Biliyorsun
Eskiler gönüller bir oldu mu?
Mesafeler unutulur derlerdi
Doğrudur.
Ben alıştım sana, hem de çok fazla
Öyle bir alışkanlık ki bu
Her sabah uyandığımda,
Sokaklara çıktığımda,
İşe geldiğimde
Ve her ne yaparsam yapayım
Aklımdasın.
İnsan kavuşamayınca ya da umudu olmadığında
Daha süslü cümleler kuruyormuş
Öğrendim...
Kelimeleri süslemeye gerek yok Sevgilim,
Zira kelimeler
Sana tutulduğumdan beri
Biçare bir vaziyetteler
Durup durup sana ,
Seni seviyorum demelerim bundandır.
Arabesk cümleler kuramıyorum eskisi gibi...
Mesafeler uzaklık belirtisi sayılmaz
Biliyorsun
Eskiler gönüller bir oldu mu?
Mesafeler unutulur derlerdi
Doğrudur.
Ben alıştım sana, hem de çok fazla
Öyle bir alışkanlık ki bu
Her sabah uyandığımda,
Sokaklara çıktığımda,
İşe geldiğimde
Ve her ne yaparsam yapayım
Aklımdasın.
İnsan kavuşamayınca ya da umudu olmadığında
Daha süslü cümleler kuruyormuş
Öğrendim...
Kelimeleri süslemeye gerek yok Sevgilim,
Zira kelimeler
Sana tutulduğumdan beri
Biçare bir vaziyetteler
Durup durup sana ,
Seni seviyorum demelerim bundandır.
Arabesk cümleler kuramıyorum eskisi gibi...
4 Nisan 2011 Pazartesi
Hazine
çok özledim ben,
o yüzden susuyorum sana
ama gene de sana sonu,
sana aşığım, seni seviyorum
gibi kelimeleri kullanmadan
cümle kuramıyorum
zira susuzluğum bir tek sanadır sana
kelimeler,ismini duyunca
aklımda bir fırtına koparıyorlar ...
bir yarış başlıyor,
bir yarışma
en güzelleri birer adım öne çıkıyor
ve sıralanıyorlar adının önüne arkasına
sen olmayınca ya da
beynimi senden muaf tutunca ...
ellerim ayaklarım tutmaz oluyor...
ve kelimeler kayboluyorlar
isminle beraber, durağanlaşıyorum
ve derin bir sessizliğe iniyorum
başım önümde
gelsen;
yavaşça uzatsan elini
işaret parmağını yan çevirip ,
usulca çenemden tutup
kaldırsan başımı
ve gözlerin gözlerimde
senin fotoğrafını çekse
özledim desen...
gel desen...
nereye olduğu belirtecini kullanmadan
hiçbir şey umurumda olmaz...
düşünmem, tutar elinden
arkama bakmadan gelirim...
zira sen benim hayatımın en kıymetli hazinesisin.
o yüzden susuyorum sana
ama gene de sana sonu,
sana aşığım, seni seviyorum
gibi kelimeleri kullanmadan
cümle kuramıyorum
zira susuzluğum bir tek sanadır sana
kelimeler,ismini duyunca
aklımda bir fırtına koparıyorlar ...
bir yarış başlıyor,
bir yarışma
en güzelleri birer adım öne çıkıyor
ve sıralanıyorlar adının önüne arkasına
sen olmayınca ya da
beynimi senden muaf tutunca ...
ellerim ayaklarım tutmaz oluyor...
ve kelimeler kayboluyorlar
isminle beraber, durağanlaşıyorum
ve derin bir sessizliğe iniyorum
başım önümde
gelsen;
yavaşça uzatsan elini
işaret parmağını yan çevirip ,
usulca çenemden tutup
kaldırsan başımı
ve gözlerin gözlerimde
senin fotoğrafını çekse
özledim desen...
gel desen...
nereye olduğu belirtecini kullanmadan
hiçbir şey umurumda olmaz...
düşünmem, tutar elinden
arkama bakmadan gelirim...
zira sen benim hayatımın en kıymetli hazinesisin.
30 Mart 2011 Çarşamba
Rüyamda Bir Melek Gördüm...
rüyamda bir melek gördüm..
kadın silüetinde
bana doğru koştu sarıldı
hadi dedi şimdi gitme vaktidir
bi baktım tek giden ben değilim..
peşinde bir sürü insan..
ne oluyor diye sordum..
acımadan saldırıyorlar dedi
nereye gidiyorsunuz dedim
sınıra doğru kaçıyoruz dedi.
sımsıkı sarıldı, özledim dedi
hadi sende benimle gel
direndim ama gitmemeye değil
onunla kalmaya, ama kabul etmedi
bensiz gidemezler dedi
ama istersen sen kalabilirsin dedi
silahıma davrandım.. yanıma alayım dedim
artık sana kimse zarar veremez dedi
neden ? dedim
ölüler ölmez dedi...
sustum.. gözlerimi açtım...
bir de baktım melek gitmiş, meleğim
bir camdan bakıyordum
dışarıda kimin askeri olduğunu
neden geldiklerini anlamadığım
askerler vardı...
biri başını çevirdi, gözleri
gözlerime dikildi, korktum.
kapadım gözleirmi, perdeyi.
dışardan umarsız bir müzik
inlemeler ve silah sesleri duydum.
sonra arkamı döndüm
evimdeyiz meleğim karşımda
burası benim evim, cennetim
dışarısı da kimsesizlerin evi
cehennem...
kadın silüetinde
bana doğru koştu sarıldı
hadi dedi şimdi gitme vaktidir
bi baktım tek giden ben değilim..
peşinde bir sürü insan..
ne oluyor diye sordum..
acımadan saldırıyorlar dedi
nereye gidiyorsunuz dedim
sınıra doğru kaçıyoruz dedi.
sımsıkı sarıldı, özledim dedi
hadi sende benimle gel
direndim ama gitmemeye değil
onunla kalmaya, ama kabul etmedi
bensiz gidemezler dedi
ama istersen sen kalabilirsin dedi
silahıma davrandım.. yanıma alayım dedim
artık sana kimse zarar veremez dedi
neden ? dedim
ölüler ölmez dedi...
sustum.. gözlerimi açtım...
bir de baktım melek gitmiş, meleğim
bir camdan bakıyordum
dışarıda kimin askeri olduğunu
neden geldiklerini anlamadığım
askerler vardı...
biri başını çevirdi, gözleri
gözlerime dikildi, korktum.
kapadım gözleirmi, perdeyi.
dışardan umarsız bir müzik
inlemeler ve silah sesleri duydum.
sonra arkamı döndüm
evimdeyiz meleğim karşımda
burası benim evim, cennetim
dışarısı da kimsesizlerin evi
cehennem...
Kabul ET...
Sanıyor musun ki unutuyorum seni? Sen unut dedikçe daha çok kazınıyor avuçlarıma adın.. ve her elimi yüzüme sürüşümde sana sarılmış addediyorum kendimi.. parmak izime kazıdım adımı, imza atmıyorum artık her yere parmak basıyorum ki adını herkes bilsin diye.. yokluğun göğsümde derin bir boşluk yaratıyor. ne yapsam dolmuyor, denedim olmuyor işte...
sessiz bir geceye selam çakıp çıkmaz bir sokaktan caddelere atıyorum adımlarımı. sonunda sen olmadığını bile bile adımlar atıyorum, sen diye diye.. ve sen benden uzaklaşmak için çıkmaz bir sokağa atıyorsun kendini, yolu izi nerde olduğu bilinmeyen.
pervasızca saçmalıyorum mütemadi bir hayranlıkla.. ve aklım sadece sana düzgün cümleler betimliyor. kelimeler arka arkaya sadece senin adının peşinden sıralanıyor. güngörmemiş betimlemeler ve güzelliğinin tanımı sıralanıyor peşi sıra. dudaklarım sadece sana konuşuyor, seni seviyorum diye...
senin olmadığın sabahları, akşam sayıyorum ve tersine yaşıyorum herşeyi.. nefesi alıp vermek yerine nefes verip alıyorum, uyum sağlasın diye.
ve sen ey yabancı... kalbimin en yakını, gözlerimin aşınası ve tembelliğimin sebebi. kabul et sen yoksan varolamam...!!!
sessiz bir geceye selam çakıp çıkmaz bir sokaktan caddelere atıyorum adımlarımı. sonunda sen olmadığını bile bile adımlar atıyorum, sen diye diye.. ve sen benden uzaklaşmak için çıkmaz bir sokağa atıyorsun kendini, yolu izi nerde olduğu bilinmeyen.
pervasızca saçmalıyorum mütemadi bir hayranlıkla.. ve aklım sadece sana düzgün cümleler betimliyor. kelimeler arka arkaya sadece senin adının peşinden sıralanıyor. güngörmemiş betimlemeler ve güzelliğinin tanımı sıralanıyor peşi sıra. dudaklarım sadece sana konuşuyor, seni seviyorum diye...
senin olmadığın sabahları, akşam sayıyorum ve tersine yaşıyorum herşeyi.. nefesi alıp vermek yerine nefes verip alıyorum, uyum sağlasın diye.
ve sen ey yabancı... kalbimin en yakını, gözlerimin aşınası ve tembelliğimin sebebi. kabul et sen yoksan varolamam...!!!
18 Ekim 2010 Pazartesi
Bunun anlamı ne?
gördüğüm en güzel rüya
mutluluğum anahtarının sahibi
gönlümü çalan güzel şey
yırtık pırtık ruhumun ilacı
yokluğunda kaybolduğum
balım...
yoksan varolamam!
geceler uzun ve yalnız
yoksun sabaha kadar
düşümde bile hep sen varsın
bunun anlamı nedir?
mutluluğum anahtarının sahibi
gönlümü çalan güzel şey
yırtık pırtık ruhumun ilacı
yokluğunda kaybolduğum
balım...
yoksan varolamam!
geceler uzun ve yalnız
yoksun sabaha kadar
düşümde bile hep sen varsın
bunun anlamı nedir?
5 Ekim 2010 Salı
Bekle-me!
Kalbinin derinlerinde kuytu,
Tenha bir yerde
Tek başıma bekleyeceğim seni,
Belirsiz bir zaman..
Belki yeteri kadar erken
Hatırlayıp bulabilirsen beni,
kaldığımız yerden devam edebiliriz
bizi öldüren aşkımıza..
Tenha bir yerde
Tek başıma bekleyeceğim seni,
Belirsiz bir zaman..
Belki yeteri kadar erken
Hatırlayıp bulabilirsen beni,
kaldığımız yerden devam edebiliriz
bizi öldüren aşkımıza..
29 Eylül 2010 Çarşamba
Sana
sana her bakışımda
gözyaşlarımdaki gökkuşağının
en güzel rengi sen oluyorsun
ve ben çaresizce
parmaklarından dökülen harflerin
sihirli bir cümleyi
kurmasını bekliyorum
..
gözyaşlarımdaki gökkuşağının
en güzel rengi sen oluyorsun
ve ben çaresizce
parmaklarından dökülen harflerin
sihirli bir cümleyi
kurmasını bekliyorum
..
yok
bir kere daha dizlerine yatıp ellerimi avuçlarına bırakıp gözlerine bakıp senin bana baktığından emin olduğumda huzurla gözlerimi kapatıp hayatımın geri kalanında seninle yaşanan bir hayatın hayallerine dalmak için bütün ömrümü feda edebilirim...
28 Eylül 2010 Salı
maybe...
ne evet
ne de hayır
belkilerin çalkantılı yaşamında
sürüklenirken bizler
acı çekişlerimizi zevkle
kibirle ve büyük bir memnuniyet içinde izleyen
siz
sevgisiz seyirciler
sevgiye aç yardıma muhtaç varlıklar
çobana ihtiyaç duyan umarsızlık sürüsü
hep sizin yüzünüzden çektiklerimiz
umursamaz tavırları omuzlayıp
kalbimizin taa derinlerine koyanlar
damarlarımıza saygısızlık ve öfke
sabırsızlık ve nefret enjekte edenler
ayaklarımıza bağ,yemeklerimizde fazla yağ olanlar
bize fazlalıktan başka bir şey olmayan
asalak tavırlı, kaçak dövüşçüler
bugün sizin gününüz de
ama bitti...
ne de hayır
belkilerin çalkantılı yaşamında
sürüklenirken bizler
acı çekişlerimizi zevkle
kibirle ve büyük bir memnuniyet içinde izleyen
siz
sevgisiz seyirciler
sevgiye aç yardıma muhtaç varlıklar
çobana ihtiyaç duyan umarsızlık sürüsü
hep sizin yüzünüzden çektiklerimiz
umursamaz tavırları omuzlayıp
kalbimizin taa derinlerine koyanlar
damarlarımıza saygısızlık ve öfke
sabırsızlık ve nefret enjekte edenler
ayaklarımıza bağ,yemeklerimizde fazla yağ olanlar
bize fazlalıktan başka bir şey olmayan
asalak tavırlı, kaçak dövüşçüler
bugün sizin gününüz de
ama bitti...
5 Eylül 2010 Pazar
İstemiyorum artık
İstemiyorum artık
Hiçbir şey istemiyorum
Vazgeçtim
Bana verilecek olanlar
Benden daha kötü durumda olanlara ...
...Ve ben geçtim artık...
Daha umursamaz daha yüzsüz bir tavrı
Yerleştireceğim bu memnuniyetsz yüzüme
Acımayacağım...
Zira acıya acıya acınacak duruma düştüm..
Hoşgörmeyeceğim kimseyi
Ve tavırları, söylemleri
Affetmeyeceğim...
Kimseyi ve o kimselerin yaptıklarını
Ve umut beslemeyi bırakacağım
Bir ömür nadasa bıraktığım vücudumda
Kalbimi taşlaştıranlara inat
Her fırsatta kafalarına vuracağım taşları..
Kıracağım camdan kalplerini
Ve kan dökeceğim, umurumda olmayacak
Ölenler acı çekenler
Düşkün gördüğümde ağlamayacağım
Gözlerimde her daim hazır bulunan gölcükleri
Sıcak bir yaz mevsiminde kurutacağım...
Ve herkesin köküne kibrit suyu döküp yakacağım..
Özlemeyeceğim kimseyi....
Ve asla affetmeyeceğim beni bu hale getirenleri
"Kaybedilmiş her savaş
Kazanılmış bir mağlubiyettir" demeyeceğim..
Ve artık savaş meydanın da
Ordumun başında olmayacağım
Basit bir asker gibi görünüp
Sadece verilen görevi yerine getireceğim
Kimseye özelmiş gibi davranmayacağım
Özellikle özel olan insanları
Aşağılayıp ayaklarımın altında ezeceğim
Üzeceğim herkesi, seveni, sevmeyeni
İçimdeki çoşkuyu, çoşkun akan
Bir sele kaptıracağım tez zamanda
yanardağlardan daha kuvvetli olan sevgimi
yoksayacağım...
İnsanların yüreklerine korku salacağım
Depremler yaratacağım beyinlerinde
Allak bullak olacaklar
Dağılacaklar, yıkılacaklar, yalnız kalacaklar
Telafisi imkansız çizikler atacağım vücutlarına
Her aynaya baktıklarında beni hatırlayacaklar
Ellerim dokunduğu her yere
Buz gibi bir hava estirecek
Donacaklar yaz sıcağında çaresizce avuçlarımda
Ve muhtaç olacaklar sevgime, hoşgörüme
Ama ben, kaybedilmiş bir çaresizlikle
Affetmeyeceğim kimseyi...
Hiçbir şey istemiyorum
Vazgeçtim
Bana verilecek olanlar
Benden daha kötü durumda olanlara ...
...Ve ben geçtim artık...
Daha umursamaz daha yüzsüz bir tavrı
Yerleştireceğim bu memnuniyetsz yüzüme
Acımayacağım...
Zira acıya acıya acınacak duruma düştüm..
Hoşgörmeyeceğim kimseyi
Ve tavırları, söylemleri
Affetmeyeceğim...
Kimseyi ve o kimselerin yaptıklarını
Ve umut beslemeyi bırakacağım
Bir ömür nadasa bıraktığım vücudumda
Kalbimi taşlaştıranlara inat
Her fırsatta kafalarına vuracağım taşları..
Kıracağım camdan kalplerini
Ve kan dökeceğim, umurumda olmayacak
Ölenler acı çekenler
Düşkün gördüğümde ağlamayacağım
Gözlerimde her daim hazır bulunan gölcükleri
Sıcak bir yaz mevsiminde kurutacağım...
Ve herkesin köküne kibrit suyu döküp yakacağım..
Özlemeyeceğim kimseyi....
Ve asla affetmeyeceğim beni bu hale getirenleri
"Kaybedilmiş her savaş
Kazanılmış bir mağlubiyettir" demeyeceğim..
Ve artık savaş meydanın da
Ordumun başında olmayacağım
Basit bir asker gibi görünüp
Sadece verilen görevi yerine getireceğim
Kimseye özelmiş gibi davranmayacağım
Özellikle özel olan insanları
Aşağılayıp ayaklarımın altında ezeceğim
Üzeceğim herkesi, seveni, sevmeyeni
İçimdeki çoşkuyu, çoşkun akan
Bir sele kaptıracağım tez zamanda
yanardağlardan daha kuvvetli olan sevgimi
yoksayacağım...
İnsanların yüreklerine korku salacağım
Depremler yaratacağım beyinlerinde
Allak bullak olacaklar
Dağılacaklar, yıkılacaklar, yalnız kalacaklar
Telafisi imkansız çizikler atacağım vücutlarına
Her aynaya baktıklarında beni hatırlayacaklar
Ellerim dokunduğu her yere
Buz gibi bir hava estirecek
Donacaklar yaz sıcağında çaresizce avuçlarımda
Ve muhtaç olacaklar sevgime, hoşgörüme
Ama ben, kaybedilmiş bir çaresizlikle
Affetmeyeceğim kimseyi...
29 Ağustos 2010 Pazar
Zaman Zaman
Yavaş yavaş adımladım yolları
Zamanın içinden geçtim
Zamanın süzgecinden geçtim
İnce ince işledim kendimi
Zaman da benden geçtim
Bedenim yaşlanırken zamanla
Ruhum biriktirdi her şeyi kasamda
Yapıştım yakasına terk edenlerin
Zamanla benden geçenlerin
Zamanla unuttuklarımı hatırladım
Zaman zaman üzüldüm bile.
Bir zaman geldi bir zaman
Birçok zaman geçmişti üzerinden
Birçok şey unutulmaya bırakılmıştı
Bırakılmaya mecbur kalmıştık
Bir zaman sonra bir şeyleri
Zamana bırakmayı öğrendik.
05.04.2009 / 00:59
Zamanın içinden geçtim
Zamanın süzgecinden geçtim
İnce ince işledim kendimi
Zaman da benden geçtim
Bedenim yaşlanırken zamanla
Ruhum biriktirdi her şeyi kasamda
Yapıştım yakasına terk edenlerin
Zamanla benden geçenlerin
Zamanla unuttuklarımı hatırladım
Zaman zaman üzüldüm bile.
Bir zaman geldi bir zaman
Birçok zaman geçmişti üzerinden
Birçok şey unutulmaya bırakılmıştı
Bırakılmaya mecbur kalmıştık
Bir zaman sonra bir şeyleri
Zamana bırakmayı öğrendik.
05.04.2009 / 00:59
Ağlama
Seninle ben bir dört duvar
Neden açılmaz kapılar
Ağlamaz mı hiç duvarlar
Biz topraktan doğmadık mı?
Bu da gelir
Bu da geçer
Ağlama gözlerim ağlama.
Senelerim boşa geçti
Ömür hep böylemi bitti
Sana ağıt yakan dilim
Neden gitme diyemedi.
Bu da gelir
Bu da geçer
Ağlama gözlerim ağlama.
Söz : Eyüp ulugöl
Müzik : Göksel Baktagir
Neden açılmaz kapılar
Ağlamaz mı hiç duvarlar
Biz topraktan doğmadık mı?
Bu da gelir
Bu da geçer
Ağlama gözlerim ağlama.
Senelerim boşa geçti
Ömür hep böylemi bitti
Sana ağıt yakan dilim
Neden gitme diyemedi.
Bu da gelir
Bu da geçer
Ağlama gözlerim ağlama.
Söz : Eyüp ulugöl
Müzik : Göksel Baktagir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)