Ben bir portakal'ım
Evim de bir portakal sıkacağı..
Eve girince sıkılıyorum, suyum çıkıyor
Ruhum akıyor, kanalizasyonlarına şehrimin
Ve denizlerine karışıyorum.
Sıcak bir yaz gününde
Buharlaşıp, yükseliyorum
Bulut oluyorum, yağmur oluyorum.
Yağıyorum beni sevenlerin üzerine,
Beni sevenlere dokunuyorum
Damla damla,
Ve portakal ağaçlarının topraklarına.
Portakal oluyorum yeniden
Şimdi de sıkılmak için ev arıyorum...
8 Aralık 2008 Pazartesi
19 Ekim 2008 Pazar
Uyumak İstiyorum...
Uyumak istiyor bir yanım
Ve bir yanım ağlıyor…
Usulca, sessizce
Bir yanım kanat çırpıyor uzaklara
Mesafelere inat, sensizliğe inat
Bir yanım ağıt yakıyor ölmüşlüklerime
Ölmüşlerime ve yalnızlığıma
Çaresizliğime.
Sana ve bana yaptıklarına
Ve bir yanım sana yanıyor
Her şeyden, herkesten daha çok
Ve bir yanım boşver diyor…
Ama beynimin bir yanı
Düşünmeden durmuyor,
Uyumuyor...
Kopmuyor hayattan…
Düşüncelerden… Senden…
19 Ekim 2008 Pazar, 03:20:32
Ve bir yanım ağlıyor…
Usulca, sessizce
Bir yanım kanat çırpıyor uzaklara
Mesafelere inat, sensizliğe inat
Bir yanım ağıt yakıyor ölmüşlüklerime
Ölmüşlerime ve yalnızlığıma
Çaresizliğime.
Sana ve bana yaptıklarına
Ve bir yanım sana yanıyor
Her şeyden, herkesten daha çok
Ve bir yanım boşver diyor…
Ama beynimin bir yanı
Düşünmeden durmuyor,
Uyumuyor...
Kopmuyor hayattan…
Düşüncelerden… Senden…
19 Ekim 2008 Pazar, 03:20:32
18 Ekim 2008 Cumartesi
Sen
Son bir resmin kalmış elimde
Elveda deyip giderken ki halinle
Çerçeve yaptırıp
Astım duvarına kalbimin
Unutmasın bu gözler
O gözleri, çehreyi diye.
Son bir öpücük bekleyen
Çatlak susuz dudaklarımla
Ardından sensizlikli
Şarkılar söyledim hep
Bir senin duymadığın
Bir senin inanmadığın duyguları anlatan
Bir ben kalmış burda
Sende,
Birde sen benim içimde
Uzakta.
Ne senle aynı,
Ne de benim sevdiğim
Sen..
Elveda deyip giderken ki halinle
Çerçeve yaptırıp
Astım duvarına kalbimin
Unutmasın bu gözler
O gözleri, çehreyi diye.
Son bir öpücük bekleyen
Çatlak susuz dudaklarımla
Ardından sensizlikli
Şarkılar söyledim hep
Bir senin duymadığın
Bir senin inanmadığın duyguları anlatan
Bir ben kalmış burda
Sende,
Birde sen benim içimde
Uzakta.
Ne senle aynı,
Ne de benim sevdiğim
Sen..
Bir Ölüm İstiyorum
.
.
.
Bir ölüm istiyorum
Kimse üzülmeden
Beni sevindirecek bir ölüm
Dönmeksizin!
Bir ölüm istiyorum
Sessiz sedasız
Bir sokak ayyaşının ölümü gibi
Tanınmaksızın!
Bir ölüm istiyorum
Sonu hasret ayrılık
Buruk bir sevda izi bırakmadan
Yalnız!
Bir ölüm istiyorum
Hemen şimdi
Kimse bilmeden gitmek bu diyardan
Yarını düşünmeden...
.
.
.
.
.
Bir ölüm istiyorum
Kimse üzülmeden
Beni sevindirecek bir ölüm
Dönmeksizin!
Bir ölüm istiyorum
Sessiz sedasız
Bir sokak ayyaşının ölümü gibi
Tanınmaksızın!
Bir ölüm istiyorum
Sonu hasret ayrılık
Buruk bir sevda izi bırakmadan
Yalnız!
Bir ölüm istiyorum
Hemen şimdi
Kimse bilmeden gitmek bu diyardan
Yarını düşünmeden...
.
.
.
14 Ekim 2008 Salı
Bazen İyidir Ölmek
Bazen iyidir ölmek her şeyden
Mesela ağlamaktan
Ağlamak öldürmez insanı
Ama ölmek ağlatır insanı
Bazen düşersin bir uçuruma
Ağlarsın, kurutana kadar gözyaşlarını
Bir yolu yoktur çıkmanın
Bulsan da çarelerini, yollarını
Ayakta kalır bir köşede asılı gibi
Ölü gibi ama ölü de değil
Hayattadır çaresiz biçare ruhun
Öldüğün zamanlardaki gibi
Geri dönülmez yollardadır adımların
Geri dönülmez sözlerindir ağladıkların
Gözyaşlarına nispet yaparcasına
Biçare ruhlardır bel bağladıkların
Sen senken umursamaz olursun
Senden başkasını düşünmez olursun
Dünya egoistlerin futbol sahasıdır
Sen hep gol yiyen taraf olursun
Gönlüne fren takma, bırak kanatlansın
Kuşlar uçarken özgürdür bunu bil
Aşıkken kuş kadar rahatsın
Yalnızlığı aklından sil…
Özgürlüğüne sırtını dönme bak
Bir bak onların gözüyle onlara
Sana bakan özgürlere bir ışık yak
Çaresizliğini bağlama kötü sonlara
Tercihlere göre yönlenir hayatın
Duygular yönlendirir tercihlerini
Sen doğru bildiklerini savunma sakın
Zira doğru bilirler doğru dediklerini…
Mesela ağlamaktan
Ağlamak öldürmez insanı
Ama ölmek ağlatır insanı
Bazen düşersin bir uçuruma
Ağlarsın, kurutana kadar gözyaşlarını
Bir yolu yoktur çıkmanın
Bulsan da çarelerini, yollarını
Ayakta kalır bir köşede asılı gibi
Ölü gibi ama ölü de değil
Hayattadır çaresiz biçare ruhun
Öldüğün zamanlardaki gibi
Geri dönülmez yollardadır adımların
Geri dönülmez sözlerindir ağladıkların
Gözyaşlarına nispet yaparcasına
Biçare ruhlardır bel bağladıkların
Sen senken umursamaz olursun
Senden başkasını düşünmez olursun
Dünya egoistlerin futbol sahasıdır
Sen hep gol yiyen taraf olursun
Gönlüne fren takma, bırak kanatlansın
Kuşlar uçarken özgürdür bunu bil
Aşıkken kuş kadar rahatsın
Yalnızlığı aklından sil…
Özgürlüğüne sırtını dönme bak
Bir bak onların gözüyle onlara
Sana bakan özgürlere bir ışık yak
Çaresizliğini bağlama kötü sonlara
Tercihlere göre yönlenir hayatın
Duygular yönlendirir tercihlerini
Sen doğru bildiklerini savunma sakın
Zira doğru bilirler doğru dediklerini…
7 Ekim 2008 Salı
Ken'li geçmiş zamanlar
Ağlarken,
Neden gözyaşı damlar yüreğime
Neden bu kadar kızgınken hayata
Soğuturum yüreğimi kendi yağmurlarımda
Gülerken,
Neden sana bakıyordur gözlerim
neden hep ellerimdedir ellerin
Islatırım çatlak dudaklarımı dudaklarında
Giderken,
Neden hep ardımda kalman gerekir
Neden bu kadar hasret çekerim sana
Geri dönüşümde uzayan yollarımda
Severken,
Neden hep sana aşıktır
Neden her şeye senmişsin gibi bakar gözlerim
Sensizlikten kanayan yaralarımda
Özlerken,
Neden hep seni özlemek zorunda kalırım
Neden hep seni anlatır duygusal şarkılar
Şarkıları çalarken ağlayan gitarımda
Biterken,
Neden sensiz olurum
Neden hep mutsuzdur hikayelerim
Yazıp başrol oynadığım senaryolarımda
Ölürken,
Neden kavuştuğumu sanırım
Neden hep kavuştuğumu sayarım kendimce
Seni arayacağım mahşer meydanında..
Seninken,
Neden her şey benimmiş gibi hisseder
Neden dünyalara sahip olduğumu düşünürüm
………………………………………………
Neden gözyaşı damlar yüreğime
Neden bu kadar kızgınken hayata
Soğuturum yüreğimi kendi yağmurlarımda
Gülerken,
Neden sana bakıyordur gözlerim
neden hep ellerimdedir ellerin
Islatırım çatlak dudaklarımı dudaklarında
Giderken,
Neden hep ardımda kalman gerekir
Neden bu kadar hasret çekerim sana
Geri dönüşümde uzayan yollarımda
Severken,
Neden hep sana aşıktır
Neden her şeye senmişsin gibi bakar gözlerim
Sensizlikten kanayan yaralarımda
Özlerken,
Neden hep seni özlemek zorunda kalırım
Neden hep seni anlatır duygusal şarkılar
Şarkıları çalarken ağlayan gitarımda
Biterken,
Neden sensiz olurum
Neden hep mutsuzdur hikayelerim
Yazıp başrol oynadığım senaryolarımda
Ölürken,
Neden kavuştuğumu sanırım
Neden hep kavuştuğumu sayarım kendimce
Seni arayacağım mahşer meydanında..
Seninken,
Neden her şey benimmiş gibi hisseder
Neden dünyalara sahip olduğumu düşünürüm
………………………………………………
23 Temmuz 2008 Çarşamba
Rüya'ya inat
Sahte mutlulukların içinde
Yüzü gülüp gözleri ağlayan birini güldürmekti derdim..
Bendeki, buradaki yalnızlığı
Sendeki, oradaki yalnızlıkla birleştirmekti
Senin üzülmeni görmek istemedim.
İstemezdin sırf bu yüzden bu kadar çabaladım
Ama sen biz rüyadayken, rüyanda başkalarını gördün
Bir gün gerçeğe döneceğin belliydi
Gerçeğinde bir sevgili olarak bana yer olmadığı da...
Ben buna rağmen inatla her gün yazdım sana
Aşkım dedim, hayatım dedim, canım dedim..
Hissettiklerimi söylemekten korkmam,
Hiç pişman değilim, olmayacağımda
O zaman öyle hissederken öyle dedim
Belki bir gün yine…
Sen önce beni hissetmekten korktun
Bu kadar uzakta bu kadar büyük aşkı yaşamaktan
Bana gelmelerin zamanını saymaktan
Ya da bana sarılmaların.
Neyse işte sen bana sahip olmaktan korktun
Ya da öyle olacağından
Öyle nasıl diye sorma bana
Aklından neler geçirdin bilemiyorum
Bana bakan gözlerindeki parıltı son gününde
Sönmüştü gördüm, üzüldüm
Hissetmiştim kötü bir şeyler olduğunu
Ama bize kötülüğü senin yaptığını tahmin edemedim
Halbuki ben neler düşünmüştüm bizim için
Hissetmiştim sen daha bir yerlere gidiyorum derken
Kötü bir şeyler olacaktı biliyordum
Biliyordum seni kaybedeceğimi, hem de kazanmamışken
Sen de haklısın bir rüyadaydık
En azından senin için bir rüyaydı
Uyandığında hatırlamak zorunda olmayacağın
Ben demiştim hatırlamak zorunda değilsin diye
Ama böyle uyanacağını düşünmemiştim
Uyanırken, beni kabuslara sürükleyeceğini düşünmemiştim
İtiraf edeyim ilk defa seni gördüm rüyamda
Hiçbir şey konuşmadık, sadece bakıştık
Hatta ben baktım, sen bakamadın
Umarım tekrar uyanınca, öyle işte…
Yüzü gülüp gözleri ağlayan birini güldürmekti derdim..
Bendeki, buradaki yalnızlığı
Sendeki, oradaki yalnızlıkla birleştirmekti
Senin üzülmeni görmek istemedim.
İstemezdin sırf bu yüzden bu kadar çabaladım
Ama sen biz rüyadayken, rüyanda başkalarını gördün
Bir gün gerçeğe döneceğin belliydi
Gerçeğinde bir sevgili olarak bana yer olmadığı da...
Ben buna rağmen inatla her gün yazdım sana
Aşkım dedim, hayatım dedim, canım dedim..
Hissettiklerimi söylemekten korkmam,
Hiç pişman değilim, olmayacağımda
O zaman öyle hissederken öyle dedim
Belki bir gün yine…
Sen önce beni hissetmekten korktun
Bu kadar uzakta bu kadar büyük aşkı yaşamaktan
Bana gelmelerin zamanını saymaktan
Ya da bana sarılmaların.
Neyse işte sen bana sahip olmaktan korktun
Ya da öyle olacağından
Öyle nasıl diye sorma bana
Aklından neler geçirdin bilemiyorum
Bana bakan gözlerindeki parıltı son gününde
Sönmüştü gördüm, üzüldüm
Hissetmiştim kötü bir şeyler olduğunu
Ama bize kötülüğü senin yaptığını tahmin edemedim
Halbuki ben neler düşünmüştüm bizim için
Hissetmiştim sen daha bir yerlere gidiyorum derken
Kötü bir şeyler olacaktı biliyordum
Biliyordum seni kaybedeceğimi, hem de kazanmamışken
Sen de haklısın bir rüyadaydık
En azından senin için bir rüyaydı
Uyandığında hatırlamak zorunda olmayacağın
Ben demiştim hatırlamak zorunda değilsin diye
Ama böyle uyanacağını düşünmemiştim
Uyanırken, beni kabuslara sürükleyeceğini düşünmemiştim
İtiraf edeyim ilk defa seni gördüm rüyamda
Hiçbir şey konuşmadık, sadece bakıştık
Hatta ben baktım, sen bakamadın
Umarım tekrar uyanınca, öyle işte…
Rüya
Sadece özür dileyebiliyorum
Çünkü sana bunu yaşatmak istemezdim
Ben artık kimseye bağlı bir insan değilim
Bir yakınlık yetiyor birilerine sığınmak için
Ne kadar isterdim, sendeki huzur olmayı
Sana güven vermeyi
Yenik düştüm bu yaşam savaşında
Sana ne söylesem bilemiyorum,
Ben böle bir insan değilim,
İçimin nasıl acıdığını anlatamam ve bilirim ki
İnanmazsın.
Buralara geldiğim günün sabahında sığındığım
Limanımı kaybettiğimi öğrenerek başladım,
Yaşadığım yerden binlerce mil uzaklıkta
Tek başıma yeni bir hayata başlamak zorundaydım
Ve en zoru da yeni yitirişlerle beraber,
Her geçen saniyeye lanet ettiysem de,
O günden şuana kadar ruh gibi yaşıyor olsam da
Ben bu halimle, burada kendi ayaklarımın üstünde durmak zorundaydım
Ben o günden sonra hiç düşünmedim biliyor musun?
Beynimle kalbimle her türlü irtibatımı kopardım
Ve bir saniye bile dalmadı gözlerim hiç bir boşluğa
Ve derken sen çıka geldin
Senin canını acıtmak isteyeceğim son şeydi
Ama hayır demem de seni üzecekti
Ve bir “rüya” dedik adına
Ama kabus olsun istemedim
Ben benden çoktan gitmişken, sen benden beni istedin
Bulamadım ki kendimi bulamam ki
Hayallerim dedim vazgeçemem kimse için dedim
Her şeyi söyledim
Ben seninle beraber değildim
Sadık kalmam gerektiğini bile aklıma getirmedim
Büyük bir duygusal boşluk şuan içinde bulunduğum
Ve sağlam kızı oynamaya mahkumum
Ya ne dersen de beni kötü bilme, sadece
Sana hayır diyemediğim için kötü kişi olmak istemiyorum
Kimseyi üzmek istemememden dolayı hep bu duruma düşüyorum
Bende sevmek özlemek değer vermek kavramları tükendi artık
Hele de bağlanmak, böle yaşıyorum işte
Başıboş ama bir o kadar yanlış yapmaktan korkarak
Şuan diyorum ki keşke dert ortağım olsaydın
Dert kattığım üzdüğüm kişi olmasaydın
Ama işte hiç konuşamadık seninle
Ne olur azıcık değer verdiysen ön yargısız yaklaş bana
Çok zor günler yaşıyorum yüzüm hep gülüyor ama içim çok farklı
Ara ara gözümden kendiliğinden yaş iniyor biliyor musun?
Ne durdurabiliyorum ne de sebebini anlayabiliyorum?
Ben hiç iyi değilim gerçekten
Bunları bir bahane olarak görme olur mu?
Çok samimiyim ne olur inan bana!
Aslında daha anlatmak istediğim çok şey var
Ama bunları okuduktan sonra çok kısada olsa bir şey yaz bana
Lütfen azıcık hatırım varsa...
Çünkü sana bunu yaşatmak istemezdim
Ben artık kimseye bağlı bir insan değilim
Bir yakınlık yetiyor birilerine sığınmak için
Ne kadar isterdim, sendeki huzur olmayı
Sana güven vermeyi
Yenik düştüm bu yaşam savaşında
Sana ne söylesem bilemiyorum,
Ben böle bir insan değilim,
İçimin nasıl acıdığını anlatamam ve bilirim ki
İnanmazsın.
Buralara geldiğim günün sabahında sığındığım
Limanımı kaybettiğimi öğrenerek başladım,
Yaşadığım yerden binlerce mil uzaklıkta
Tek başıma yeni bir hayata başlamak zorundaydım
Ve en zoru da yeni yitirişlerle beraber,
Her geçen saniyeye lanet ettiysem de,
O günden şuana kadar ruh gibi yaşıyor olsam da
Ben bu halimle, burada kendi ayaklarımın üstünde durmak zorundaydım
Ben o günden sonra hiç düşünmedim biliyor musun?
Beynimle kalbimle her türlü irtibatımı kopardım
Ve bir saniye bile dalmadı gözlerim hiç bir boşluğa
Ve derken sen çıka geldin
Senin canını acıtmak isteyeceğim son şeydi
Ama hayır demem de seni üzecekti
Ve bir “rüya” dedik adına
Ama kabus olsun istemedim
Ben benden çoktan gitmişken, sen benden beni istedin
Bulamadım ki kendimi bulamam ki
Hayallerim dedim vazgeçemem kimse için dedim
Her şeyi söyledim
Ben seninle beraber değildim
Sadık kalmam gerektiğini bile aklıma getirmedim
Büyük bir duygusal boşluk şuan içinde bulunduğum
Ve sağlam kızı oynamaya mahkumum
Ya ne dersen de beni kötü bilme, sadece
Sana hayır diyemediğim için kötü kişi olmak istemiyorum
Kimseyi üzmek istemememden dolayı hep bu duruma düşüyorum
Bende sevmek özlemek değer vermek kavramları tükendi artık
Hele de bağlanmak, böle yaşıyorum işte
Başıboş ama bir o kadar yanlış yapmaktan korkarak
Şuan diyorum ki keşke dert ortağım olsaydın
Dert kattığım üzdüğüm kişi olmasaydın
Ama işte hiç konuşamadık seninle
Ne olur azıcık değer verdiysen ön yargısız yaklaş bana
Çok zor günler yaşıyorum yüzüm hep gülüyor ama içim çok farklı
Ara ara gözümden kendiliğinden yaş iniyor biliyor musun?
Ne durdurabiliyorum ne de sebebini anlayabiliyorum?
Ben hiç iyi değilim gerçekten
Bunları bir bahane olarak görme olur mu?
Çok samimiyim ne olur inan bana!
Aslında daha anlatmak istediğim çok şey var
Ama bunları okuduktan sonra çok kısada olsa bir şey yaz bana
Lütfen azıcık hatırım varsa...
14 Temmuz 2008 Pazartesi
Anlamsızca Anlamlandıramadıklarım...
Düşüncelerine set koyma
İçinden nasıl geliyorsa
Ya da nasıl davranmak istiyorsan
Öyle davran,
Başka hayallerinle
Başka düşüncelerinle
Karıştırma beni
Bir rüya gibi düşün
Uyanmak istediğinde
Sadece rüya olduğunu düşünebileceğin
Ya da unutmak için
Fazla çaba harcamaman gerekecek
Bir şey gibi..
Benimle alakalı düşündüklerini söylerken
Beni değil
İçindekileri söylemek için konuş
Saklama duygularını, gizli kalmasın...
Saklama, sonra uyanıp senin kabusun olmasın,
Keşke dememek için yaşa
Nasıl istiyorsan ve kiminle istiyorsan onunla...
14 Temmuz 2008 Pazartesi, 01:14
İçinden nasıl geliyorsa
Ya da nasıl davranmak istiyorsan
Öyle davran,
Başka hayallerinle
Başka düşüncelerinle
Karıştırma beni
Bir rüya gibi düşün
Uyanmak istediğinde
Sadece rüya olduğunu düşünebileceğin
Ya da unutmak için
Fazla çaba harcamaman gerekecek
Bir şey gibi..
Benimle alakalı düşündüklerini söylerken
Beni değil
İçindekileri söylemek için konuş
Saklama duygularını, gizli kalmasın...
Saklama, sonra uyanıp senin kabusun olmasın,
Keşke dememek için yaşa
Nasıl istiyorsan ve kiminle istiyorsan onunla...
14 Temmuz 2008 Pazartesi, 01:14
25 Haziran 2008 Çarşamba
Bir şey oluyor dudaklarıma
Bazen dünya umurumda olmuyor
Belki bir sabah vakti
Ya da akşam ezanıyla beraber
Bir şey oluyor dudaklarıma, kapanmıyor
Saçmalıyorum kendime
Küsmüş, konuşmazken kendimle…
Yatağa uzanmak ve gözleri yummak
Dünyayı kurtarın deyin yaparım
Ama gözlerim kapanmıyor işte
Bir şey oluyor gözlerime, kapanmıyor
Konuşuyorum beynime
Küsüyorum, barışmışken kendimle…
Bir sabah vakti uyanır gibi oluyorum
Eğer uyumuşsam
Ya da uyur gibi dalmışsam
Bir şey oluyor dudaklarıma, açılmıyor
Ağlıyorum kendime
Gülmüş, sevinmişken kendimle…
Düşünmek ne kadar zor bir eylemdir
Diğer taraftan bir o kadar da yorucu
Ama zihnim kapanmıyor, saçmalıyor
Bir şey oluyor dudaklarıma, kapanmıyor
Kızıyorum kendime
Konuşuyorum diye kendimle…
Her düşünce bir yere sürüklüyor bedenimi
İstemeye istemeye gidiyorum hem de
Gitmek zorundaymışım gibi
Bir şey oluyor dudaklarıma, açılmıyor
Susuyorum kendime
Gitmek istemiyorum diyemiyorum kendime…
Her adım bir adım arttırıyor yolumu, uzatıyor
Sonsuzun anlamını çözmeye çalışıyorum sanki
Neden beynimin sınırlanırını zorluyorum
Bir şey oluyor dudaklarıma, kapanmıyor
Küfrediyorum kendime
Savaşmaktan bıktım kendimle…
Sonunda bir duvara çarpıp duruyorum
Hiç beklenmedik bir şey bu
Sona gelmek ve sonda senle karşılaşmak
Bir şey oluyor dudaklarıma, açılmıyor
Yavaşça geliyorum kendime
Öpüyorum uzun uzun, eşleştiriyorum kendimle…
Belki bir sabah vakti
Ya da akşam ezanıyla beraber
Bir şey oluyor dudaklarıma, kapanmıyor
Saçmalıyorum kendime
Küsmüş, konuşmazken kendimle…
Yatağa uzanmak ve gözleri yummak
Dünyayı kurtarın deyin yaparım
Ama gözlerim kapanmıyor işte
Bir şey oluyor gözlerime, kapanmıyor
Konuşuyorum beynime
Küsüyorum, barışmışken kendimle…
Bir sabah vakti uyanır gibi oluyorum
Eğer uyumuşsam
Ya da uyur gibi dalmışsam
Bir şey oluyor dudaklarıma, açılmıyor
Ağlıyorum kendime
Gülmüş, sevinmişken kendimle…
Düşünmek ne kadar zor bir eylemdir
Diğer taraftan bir o kadar da yorucu
Ama zihnim kapanmıyor, saçmalıyor
Bir şey oluyor dudaklarıma, kapanmıyor
Kızıyorum kendime
Konuşuyorum diye kendimle…
Her düşünce bir yere sürüklüyor bedenimi
İstemeye istemeye gidiyorum hem de
Gitmek zorundaymışım gibi
Bir şey oluyor dudaklarıma, açılmıyor
Susuyorum kendime
Gitmek istemiyorum diyemiyorum kendime…
Her adım bir adım arttırıyor yolumu, uzatıyor
Sonsuzun anlamını çözmeye çalışıyorum sanki
Neden beynimin sınırlanırını zorluyorum
Bir şey oluyor dudaklarıma, kapanmıyor
Küfrediyorum kendime
Savaşmaktan bıktım kendimle…
Sonunda bir duvara çarpıp duruyorum
Hiç beklenmedik bir şey bu
Sona gelmek ve sonda senle karşılaşmak
Bir şey oluyor dudaklarıma, açılmıyor
Yavaşça geliyorum kendime
Öpüyorum uzun uzun, eşleştiriyorum kendimle…
14 Haziran 2008 Cumartesi
Beni Unutmak
-
-
-
Unutma ölümü
Ölümü unutmak
Hayatı unutmaktır
Ve Allah'ı...
Unutma beni
Beni unutmak
Seni unutmaktır
Ve bizi...
Öldürme beni
Beni öldürmek
Beni unutmaktır
Ve unutturmaktır kendini...
/
-
-
Unutma ölümü
Ölümü unutmak
Hayatı unutmaktır
Ve Allah'ı...
Unutma beni
Beni unutmak
Seni unutmaktır
Ve bizi...
Öldürme beni
Beni öldürmek
Beni unutmaktır
Ve unutturmaktır kendini...
/
2 Haziran 2008 Pazartesi
Bir ömre bedeldir gözlerin
Bir ömre bedeldir gözlerin
Saçının bir teline bile dokunamam
Utangaçlığıma ağlarım
Gülümsemelerini özlerim
Uzun bir yoldur sevdan
Gittikçe varılmayan sonuna
Hatta uzaklaşılan...
Bir depreme tutuldu yüreğim
Sende, seninle
Şiddeti belli belirsiz sarsan yüreğimi
Bir depreme tutuldu yüreğim
Artçıları bile zulmeder oldu
Her aklıma gelişinde
Beni hüzne boğan...
Saçının bir teline bile dokunamam
Utangaçlığıma ağlarım
Gülümsemelerini özlerim
Uzun bir yoldur sevdan
Gittikçe varılmayan sonuna
Hatta uzaklaşılan...
Bir depreme tutuldu yüreğim
Sende, seninle
Şiddeti belli belirsiz sarsan yüreğimi
Bir depreme tutuldu yüreğim
Artçıları bile zulmeder oldu
Her aklıma gelişinde
Beni hüzne boğan...
13 Nisan 2008 Pazar
kararsız izler peşinde koşarsın hep
günlük zevkler tatmin etmez seni
sen ayağına gelen fırsatları tep
sonra hayat mutlu etmiyor de beni...
nefesinin kokusu değişmiş belli
ne oksijen çekiyorsun
ne karbondioksit veriyorsun
hayatın çarkları arasında
ezileceksin dikkat et zavallı...
florinali numuneddin: 13.04.2008 12:40
günlük zevkler tatmin etmez seni
sen ayağına gelen fırsatları tep
sonra hayat mutlu etmiyor de beni...
nefesinin kokusu değişmiş belli
ne oksijen çekiyorsun
ne karbondioksit veriyorsun
hayatın çarkları arasında
ezileceksin dikkat et zavallı...
florinali numuneddin: 13.04.2008 12:40
11 Kasım 2007 Pazar
hep sanssizlikla yenilen 3 buyuk futbol kulubu
Çoktandır aklımda bir yerlerde beynime pandik atan bir konu idi bu. Dünyanın neredeyse hiçbir yerinde olmayan sadece bizim futbol kültürümüz ve futbol ahlaksızlığımızla alakalı bir durum bu aslında. Lig tarihi boyunca en çok şampiyon olan sadece 3 kulüp üzerinden yorum yapmak en büyük en zevkimiz olmuş. Onları yok saymak, futbol takımı yerine koymamak en sevdiğimiz hobilerimiz arasına girmiş belli ki.
Geçmiş zamanlarda statlarda yer kapmak için gecelerden gidip statlarda yatan takımları için bağıran çağıran ama eninde sonunda maç öncesi ve sonrasında kol kola giden taraftarları özlüyorum. Çok görmedim açıkçası, yaşımda aslında görmeye pek müsait değil. Çocukluğumda amcam beni Kadıköy'e Fenerbahçe maçlarına götürürdü o zamanlardan bahsedebilirim sadece. Bundan hepi topu 20 yıl öncesinden yani. O zamanda bile yoktu kavgası gürültüsü. Hem de statlar yarı yarıya olduğu halde. Herkes çoluğunu çocuğunu, eşini dostunu alıp gelirdi maçlara. Teknoloji, şartlar, ve bir çok şey gelişirken aslında insanoğlu insanlığından mı uzaklaşıyor nedir?
'91 yılından beri bulunduğum İstanbul'da neredeyse tüm Fenerbahçe maçlarını izledim. Bunların yanında diğer takımlarından bir çok maçını izledim. Bu maçlarında içinde 5 gol yediğimiz kupa ve 6 gol attığımız Galatasaray lig maçı da vardı. 5 Kırmızı kartla biten Beşiktaş - Samsunspor maçı da vardı. Bazılarının keyifle bazılarınında öfkelenerek izlediği maçlardı. Ama yine de benim en çok hoşuma giden maç bunlardan hiçbiri değil.
Bir anadolu kulübü 3 büyüklerden birine 5 gol atsa dahi maçı kazanmış olmuyor ya sinir oluyorum bu duruma. Yıl 2006. Yer Manisa. Manisaspor - Fenerbahçe maçı. Manisaspor ilk 8 haftada hep fark atarak kazanmış, takımın başında yeni yeni popüleritesi artan Ersun Yanal var. Takımı adeta 6-7 forvetle oynatıyor. Yabancı oyuncuları iyi, yerliler genç ve yetenekli.
Maçı izlemek için kimseleri bulamadım. Çok yakın arkadaşlarımdan birini aradım. Dedim gel de Fenerbahçe 5 6 gol nasıl yiyor izleyelim. Dedi ki yenersiniz gelmem işim olmaz. Sonra bir şekilde ikna ettim. Maçı izlemeye gittik. Bu maç üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen benim izlediğim en keyifli maçtı. Maç 5-3 Manisa'nın üstünlüğü ile bitti. Hayatımda izlediğim en güzel maçlardan biriydi. Ben fenerbahçe'liyim 5 yedik diye sevindim o derece yani... İzlediğim futbol öyle zevkli ve heyecanlıydı ki, kimin golü attığına takılmadım bile.
Tabi bunun bir de geri dönüşü var. Aslında taraftarları, sporseverleri elinde tutan bir medya sektöründen bahsedeceğim. Daha dün ezim ezim ezilen, 3 gol atmış olmasına rağmen bir Anadolu takımından 5 yediği için övülen, hatta şansı yanında olsaydı Manisaspor'u yenerdi diyen bir medyadan bahsedeceğim.
Ertesi gün gidip özellikle gazete alıp başlıkları, haberleri, yorumları okudum. Bu kadar yanlı haberler olamaz, olmamalı. Neymiş manisa kontra ataktan yarattığı 5 pozisyonu gole çevirmişmiş de çok şanslıymış da vs vs.
İnsan böyle haberleri okuyunca izlediğini gördüğünü sorgulamaya başlıyor açıkçası. Zaten bugünkü sosyal ya da geçmiş zamanda medyanın en büyük görevi, işi ya da becerisi bu değil miydi? Manisaspor sahada Fenerbaheçe'yi resmen ezdi, kuru fasulye yanında aperatif olarak yenen soğan gibi cücüğünü çıkardı.
Bunları yazan, çizen, böyle yorumlayan furbol adamları, sözüm size. Siz hangi maçı izlediniz bilmiyorum ki?
Neyse konuyu dağıtmayalım...
Sıkıldım artık kazanmak zorunda olanı, sadece anadolu takımlarına hükmetmeye çalışan 3 büyükleri izlemekten. FB'si, BJK'sı, GS'si sıkıldım artık hep yenmek zorunda olmanızdan.
10 anadolu kulübü kadar bütçeye sahip takımların anadolu kulüplerini ezme yarışmasını izlemekten, yorumcuların, nasıl ezdiler ama demesinden sıkıldım. Elli yıldır yorum yapan, futbol anlayışları taş devrinden kalma insanlar maç dinlemekten de sıkıldım artık.
Sözde futbol yorumcularının sadece tek takım üzerine futbol yorumu yapmasından sıkıldım...
Kısacası Türkiye'de futbol dışındaki her şeyin futboldan çok konuşulmasından, futbol maçlarını sadece 3 büyük takımın oynamasından sıkıldım artık...
Umarım her yıl 2012-2013 yılında olduğu gibi puan aralığı dar, güç dengesi yakın, cesaretli, onurlu, savaşan, bunun yanında oyuncu yetiştiren, milli takımı da top oynayan ve kazanan bir ligimiz bir ülkemiz olur.
Simon Kuper - Futbol sadece futbol değildir.
Okumanızı tavsiye ederim.
Eyüp ULUGÖL
11.11.2007/01.46
Geçmiş zamanlarda statlarda yer kapmak için gecelerden gidip statlarda yatan takımları için bağıran çağıran ama eninde sonunda maç öncesi ve sonrasında kol kola giden taraftarları özlüyorum. Çok görmedim açıkçası, yaşımda aslında görmeye pek müsait değil. Çocukluğumda amcam beni Kadıköy'e Fenerbahçe maçlarına götürürdü o zamanlardan bahsedebilirim sadece. Bundan hepi topu 20 yıl öncesinden yani. O zamanda bile yoktu kavgası gürültüsü. Hem de statlar yarı yarıya olduğu halde. Herkes çoluğunu çocuğunu, eşini dostunu alıp gelirdi maçlara. Teknoloji, şartlar, ve bir çok şey gelişirken aslında insanoğlu insanlığından mı uzaklaşıyor nedir?
'91 yılından beri bulunduğum İstanbul'da neredeyse tüm Fenerbahçe maçlarını izledim. Bunların yanında diğer takımlarından bir çok maçını izledim. Bu maçlarında içinde 5 gol yediğimiz kupa ve 6 gol attığımız Galatasaray lig maçı da vardı. 5 Kırmızı kartla biten Beşiktaş - Samsunspor maçı da vardı. Bazılarının keyifle bazılarınında öfkelenerek izlediği maçlardı. Ama yine de benim en çok hoşuma giden maç bunlardan hiçbiri değil.
Bir anadolu kulübü 3 büyüklerden birine 5 gol atsa dahi maçı kazanmış olmuyor ya sinir oluyorum bu duruma. Yıl 2006. Yer Manisa. Manisaspor - Fenerbahçe maçı. Manisaspor ilk 8 haftada hep fark atarak kazanmış, takımın başında yeni yeni popüleritesi artan Ersun Yanal var. Takımı adeta 6-7 forvetle oynatıyor. Yabancı oyuncuları iyi, yerliler genç ve yetenekli.
Maçı izlemek için kimseleri bulamadım. Çok yakın arkadaşlarımdan birini aradım. Dedim gel de Fenerbahçe 5 6 gol nasıl yiyor izleyelim. Dedi ki yenersiniz gelmem işim olmaz. Sonra bir şekilde ikna ettim. Maçı izlemeye gittik. Bu maç üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen benim izlediğim en keyifli maçtı. Maç 5-3 Manisa'nın üstünlüğü ile bitti. Hayatımda izlediğim en güzel maçlardan biriydi. Ben fenerbahçe'liyim 5 yedik diye sevindim o derece yani... İzlediğim futbol öyle zevkli ve heyecanlıydı ki, kimin golü attığına takılmadım bile.
Tabi bunun bir de geri dönüşü var. Aslında taraftarları, sporseverleri elinde tutan bir medya sektöründen bahsedeceğim. Daha dün ezim ezim ezilen, 3 gol atmış olmasına rağmen bir Anadolu takımından 5 yediği için övülen, hatta şansı yanında olsaydı Manisaspor'u yenerdi diyen bir medyadan bahsedeceğim.
Ertesi gün gidip özellikle gazete alıp başlıkları, haberleri, yorumları okudum. Bu kadar yanlı haberler olamaz, olmamalı. Neymiş manisa kontra ataktan yarattığı 5 pozisyonu gole çevirmişmiş de çok şanslıymış da vs vs.
İnsan böyle haberleri okuyunca izlediğini gördüğünü sorgulamaya başlıyor açıkçası. Zaten bugünkü sosyal ya da geçmiş zamanda medyanın en büyük görevi, işi ya da becerisi bu değil miydi? Manisaspor sahada Fenerbaheçe'yi resmen ezdi, kuru fasulye yanında aperatif olarak yenen soğan gibi cücüğünü çıkardı.
Bunları yazan, çizen, böyle yorumlayan furbol adamları, sözüm size. Siz hangi maçı izlediniz bilmiyorum ki?
Neyse konuyu dağıtmayalım...
Sıkıldım artık kazanmak zorunda olanı, sadece anadolu takımlarına hükmetmeye çalışan 3 büyükleri izlemekten. FB'si, BJK'sı, GS'si sıkıldım artık hep yenmek zorunda olmanızdan.
10 anadolu kulübü kadar bütçeye sahip takımların anadolu kulüplerini ezme yarışmasını izlemekten, yorumcuların, nasıl ezdiler ama demesinden sıkıldım. Elli yıldır yorum yapan, futbol anlayışları taş devrinden kalma insanlar maç dinlemekten de sıkıldım artık.
Sözde futbol yorumcularının sadece tek takım üzerine futbol yorumu yapmasından sıkıldım...
Kısacası Türkiye'de futbol dışındaki her şeyin futboldan çok konuşulmasından, futbol maçlarını sadece 3 büyük takımın oynamasından sıkıldım artık...
Umarım her yıl 2012-2013 yılında olduğu gibi puan aralığı dar, güç dengesi yakın, cesaretli, onurlu, savaşan, bunun yanında oyuncu yetiştiren, milli takımı da top oynayan ve kazanan bir ligimiz bir ülkemiz olur.
Simon Kuper - Futbol sadece futbol değildir.
Okumanızı tavsiye ederim.
Eyüp ULUGÖL
11.11.2007/01.46
29 Ekim 2007 Pazartesi
O'nur'u saran başörtüsü
Sarı bir başörtüsü var, saçlarını kapatan
Çatal iğne ile tutturduğu
Bin yıllık bir çınar ağacı gibi
Yıllara meydan okurken
Yırtılan eteğiyle, gizlediği bedenini
Süsleyen…
Gözlerinde hüzün, keder
Unutulmuşluğun verdiği acı
Hatırlanmanın onuru kaplamış, yüzünü
Sel gibi gözlerinde coşmakta gözyaşları
Bir şey yapamaz hale gelmiş elleri,
Arasında sarı başörtülü kafası
Yağmurda ıslanan kedi yavruları gibi
Küçülen…
Gözlerinden bedenine boşalan yaşlar
Sularken kuruyan, çatlayan dudaklarını
Kapatmış ağlayan gözlerini kara kaşları.
Kimse görmesin diye ağladığını,
Gözlerine bir perde gibi çekmiş ellerini
Kimse bilmedi mi yaşadıklarını, kimse hatırlamadı mı?
Gelen hiç kimse sormadı mı, seni, yalnızlığını?
Seni, yalnızlıkla yalnız bırakanları?
Hayat tükenirken…
Düşkünlükler aleminin onurlu kraliçesi
Sen ağlama yorma gözbebeklerini,
Kimse hatırlamadı diye küçültme yorgun bedenini
Geldik işte, unutmadık!
Ne seni ne de senin gibileri
Kurumuş dudaklarını sulama gözyaşlarınla
Biz her şeyi getirdik ayağına, üzülme!
Çorak bir toprağı anımsatan
Nadaslara terkedilmiş tenine aldırma
Sen bizim, bizi biz yapan nedenlerimizdensin
Yüceltildikçe, yücelten…
Çatal iğne ile tutturduğu
Bin yıllık bir çınar ağacı gibi
Yıllara meydan okurken
Yırtılan eteğiyle, gizlediği bedenini
Süsleyen…
Gözlerinde hüzün, keder
Unutulmuşluğun verdiği acı
Hatırlanmanın onuru kaplamış, yüzünü
Sel gibi gözlerinde coşmakta gözyaşları
Bir şey yapamaz hale gelmiş elleri,
Arasında sarı başörtülü kafası
Yağmurda ıslanan kedi yavruları gibi
Küçülen…
Gözlerinden bedenine boşalan yaşlar
Sularken kuruyan, çatlayan dudaklarını
Kapatmış ağlayan gözlerini kara kaşları.
Kimse görmesin diye ağladığını,
Gözlerine bir perde gibi çekmiş ellerini
Kimse bilmedi mi yaşadıklarını, kimse hatırlamadı mı?
Gelen hiç kimse sormadı mı, seni, yalnızlığını?
Seni, yalnızlıkla yalnız bırakanları?
Hayat tükenirken…
Düşkünlükler aleminin onurlu kraliçesi
Sen ağlama yorma gözbebeklerini,
Kimse hatırlamadı diye küçültme yorgun bedenini
Geldik işte, unutmadık!
Ne seni ne de senin gibileri
Kurumuş dudaklarını sulama gözyaşlarınla
Biz her şeyi getirdik ayağına, üzülme!
Çorak bir toprağı anımsatan
Nadaslara terkedilmiş tenine aldırma
Sen bizim, bizi biz yapan nedenlerimizdensin
Yüceltildikçe, yücelten…
20 Eylül 2007 Perşembe
Gitme
Dertsiz başıma dert arıyorum aslında
Yolsuz yordamsız yolculuk
Ne yolcusu var benden başka
Ne de gideceği bir yer
Bir çare arıyorum yalnızlıma
Bir son ya da bir başlangıç
Uzaklara inat...
Yolculuklar hayatının
Sensizlik durağında, sensiz
Biçare nefes almaya çalışan
Bir hayvanım, sensizken
Aşksızken
İnsan olmayı özledim sende
Seninle,
Duygusuz bir mahlukat vücudum
İşe yaramaz bir et yığını...
Gözlerim doğu'da, doğarsın diye
Hayatımı 3 yöne adadım,
Batı'yı sildim yönümden, arkamdan
Yüzüme vursun sıcaklığın ama bitmesin
Sonu olmasın, bırakıp gitme, batma
Doğ karşımdan, gel yanıma
Tepemde ol, sağa git sola git
Ama batma, kaybolma, gitme.
Yolsuz yordamsız yolculuk
Ne yolcusu var benden başka
Ne de gideceği bir yer
Bir çare arıyorum yalnızlıma
Bir son ya da bir başlangıç
Uzaklara inat...
Yolculuklar hayatının
Sensizlik durağında, sensiz
Biçare nefes almaya çalışan
Bir hayvanım, sensizken
Aşksızken
İnsan olmayı özledim sende
Seninle,
Duygusuz bir mahlukat vücudum
İşe yaramaz bir et yığını...
Gözlerim doğu'da, doğarsın diye
Hayatımı 3 yöne adadım,
Batı'yı sildim yönümden, arkamdan
Yüzüme vursun sıcaklığın ama bitmesin
Sonu olmasın, bırakıp gitme, batma
Doğ karşımdan, gel yanıma
Tepemde ol, sağa git sola git
Ama batma, kaybolma, gitme.
24 Haziran 2007 Pazar
Huzuru arıyorum.
Huzuru arıyorum...
Mutsuzluğumun başkentinde
Belki zor bir uğraş benim ki
Farkındayım...
Gerçekler içinde düşlerimle kalakaldım
Rüyalarımda hayaller görür oldu kalbim
Bir umudu umut etmeyi
Umut eder oldum...
Bir umutsuzluk ki bende ki
Her daim huzursuz eden beni…
Huzuru arıyorum,
En kalabalıklarında yalnız olmayı arzuladığım
Sensizliğimin başkentinde
Bir köşesine saklanamadığım koca şehirde
Bir sana uzak dururken evrenin merkezinde
Bir sana özlem duymak acıtırken
Bir sana aşık olmak kadar sarsan
Bir seni sevmek kadar mutlu eden
Bir seni bir bilmekten başka bir şey
Bilmezken...
Huzuru arıyorum, belki de...
Huzura bir yolculuk bu anlattıklarım
Peki huzur ne? ya da nerede?
Kelimeler düğümlenirken boğazımda
Suskunluğuma karışıyor göz yaşlarım
Hıçkıramıyorum, ağlarken sırf suskun olmak için
Bir şeylere ya da birilerine isyan etmek
Ya da bir şeyleri suçlamak
O kadar kolay ki sen yokken...
Huzuru arıyorum,
Huzur sana yakınken çok yakınımdaydı
Hatırlıyorum
Bir o zaman hissetmiştim varlığını
Bir o zaman rahat uyumuştum,
Sen kolarımda gözlerime bakarken
Ve şimdi özlerken gözlerini
Ve gözlerine hasret gözlerime bakarken
İşte o zaman anlıyorum ne kadar sevdiğimi...
Mutsuzluğumun başkentinde
Belki zor bir uğraş benim ki
Farkındayım...
Gerçekler içinde düşlerimle kalakaldım
Rüyalarımda hayaller görür oldu kalbim
Bir umudu umut etmeyi
Umut eder oldum...
Bir umutsuzluk ki bende ki
Her daim huzursuz eden beni…
Huzuru arıyorum,
En kalabalıklarında yalnız olmayı arzuladığım
Sensizliğimin başkentinde
Bir köşesine saklanamadığım koca şehirde
Bir sana uzak dururken evrenin merkezinde
Bir sana özlem duymak acıtırken
Bir sana aşık olmak kadar sarsan
Bir seni sevmek kadar mutlu eden
Bir seni bir bilmekten başka bir şey
Bilmezken...
Huzuru arıyorum, belki de...
Huzura bir yolculuk bu anlattıklarım
Peki huzur ne? ya da nerede?
Kelimeler düğümlenirken boğazımda
Suskunluğuma karışıyor göz yaşlarım
Hıçkıramıyorum, ağlarken sırf suskun olmak için
Bir şeylere ya da birilerine isyan etmek
Ya da bir şeyleri suçlamak
O kadar kolay ki sen yokken...
Huzuru arıyorum,
Huzur sana yakınken çok yakınımdaydı
Hatırlıyorum
Bir o zaman hissetmiştim varlığını
Bir o zaman rahat uyumuştum,
Sen kolarımda gözlerime bakarken
Ve şimdi özlerken gözlerini
Ve gözlerine hasret gözlerime bakarken
İşte o zaman anlıyorum ne kadar sevdiğimi...
16 Mayıs 2007 Çarşamba
Kerim'le Kerime
Allah aldı uykumu
Dost dediklerim
Zikti götümü
Şeytan geldi
Arattı nefsimi
Akıl verelim dedik
Bedavaya yediler fikrimi
Rahat oturayım diye
Kestirdim zikimi
Kimse görmez
Benim alın terimi
Timse tanımazdı
Evsiz yurtsuz Kerim'i...
Doğduğumdan beri
Gözleri yaş doluyum
Ben insanlığın
Her gün çiğnenen yoluyum
Sümbül sokak
69 noluyum
Ben delikanlı Kerim,
Namuslu Kerime orospusuyum...
Dost dediklerim
Zikti götümü
Şeytan geldi
Arattı nefsimi
Akıl verelim dedik
Bedavaya yediler fikrimi
Rahat oturayım diye
Kestirdim zikimi
Kimse görmez
Benim alın terimi
Timse tanımazdı
Evsiz yurtsuz Kerim'i...
Doğduğumdan beri
Gözleri yaş doluyum
Ben insanlığın
Her gün çiğnenen yoluyum
Sümbül sokak
69 noluyum
Ben delikanlı Kerim,
Namuslu Kerime orospusuyum...
12 Mart 2007 Pazartesi
Korkuyorum Anne
Korkuyorum anne!
Bir sabah uyandığımda
Kahvaltı yapamamaktan
Bir gece uyuyamamaktan
Uyanıp da su içememekten
Korkuyorum anne
Okul yoluna çıktığımda
Güneş geçmesin diye başıma
Şemsiye vermenden korkuyorum
Korkuyorum anne
Soğutuculu ayakkabı giymekten
Her mevsimin yaz olmasından
Korkuyorum anne
İşediğim denizin, suyunu içmek zorunda kalmaktan
Yağmursuz havada şemsiye kullanmaktan
Kardan adam yapamamaktan korkuyorum
Anne!
Coğrafya derslerimde
Haritada göl, akarsu görememekten korkuyorum
Bir sabah uyandığım da yüzümü yıkamak için
Su bulamamaktan korkuyorum
Kendi sıçtığım bokun kokusundan ölmekten
Taş devrine dönmekten korkuyorum
Susuz bir hayatın varolmamasından
Korkuyorum anne
Sensiz yaşamaktan korkuyorum
Küresel ısınmadan korkuyorum Anne!
Bir sabah uyandığımda
Kahvaltı yapamamaktan
Bir gece uyuyamamaktan
Uyanıp da su içememekten
Korkuyorum anne
Okul yoluna çıktığımda
Güneş geçmesin diye başıma
Şemsiye vermenden korkuyorum
Korkuyorum anne
Soğutuculu ayakkabı giymekten
Her mevsimin yaz olmasından
Korkuyorum anne
İşediğim denizin, suyunu içmek zorunda kalmaktan
Yağmursuz havada şemsiye kullanmaktan
Kardan adam yapamamaktan korkuyorum
Anne!
Coğrafya derslerimde
Haritada göl, akarsu görememekten korkuyorum
Bir sabah uyandığım da yüzümü yıkamak için
Su bulamamaktan korkuyorum
Kendi sıçtığım bokun kokusundan ölmekten
Taş devrine dönmekten korkuyorum
Susuz bir hayatın varolmamasından
Korkuyorum anne
Sensiz yaşamaktan korkuyorum
Küresel ısınmadan korkuyorum Anne!
7 Ocak 2007 Pazar
Ben
Bir sonun başlangıcı ya da
Başlangıcın sonuydu
İlk çığlıklarım annemden ayrılırken
Sonunu kendimin bile bilmediği
Uçsuz bucaksız dünya vadisine gelişimle
Başlayan süreç
Hazır bezler görmedik biz
Höllüklerle kuru tutuldu
Götlerimiz
En cici yatağımızdı
Beşiklerimiz
En güzel kanepelerdi
Şal döşeklerimiz...
Bir kitap okumak istedik
Yollar çıktı önümüze
Bir anaya hasret
Bir babaya özlem duyarak
Bitti upuzun yıllar
Bilinmedik bir şehirde
Bilinen tek yol var
Her şeyi yaşayarak öğrendik
Hayatı böyle sevdik
Önce denedik
Yapamadıkça düzeni anladık
Önce saçlarımız ağardı
Sonra boyumuz ufaldı
Ellerimiz ayaklarımız
Nasırdır hep bu yüzden...
Kendimiz için bir şey yapmadık
Dönen çarkın derdindeydik
Düşüncelerimiz bile olmadı
Düşünmeye vaktimiz de yoktu zaten
Başkalarının hayatlarının içinde
Kendi hayatımızın dışında kalmıştık
Herkese ayırdığımız onlarca yıl arasında
Bize kalan beş on dakikada da
Bunları yazdık ki
Kimse olmasın benim gibi bizim gibi
Diye..
Başlangıcın sonuydu
İlk çığlıklarım annemden ayrılırken
Sonunu kendimin bile bilmediği
Uçsuz bucaksız dünya vadisine gelişimle
Başlayan süreç
Hazır bezler görmedik biz
Höllüklerle kuru tutuldu
Götlerimiz
En cici yatağımızdı
Beşiklerimiz
En güzel kanepelerdi
Şal döşeklerimiz...
Bir kitap okumak istedik
Yollar çıktı önümüze
Bir anaya hasret
Bir babaya özlem duyarak
Bitti upuzun yıllar
Bilinmedik bir şehirde
Bilinen tek yol var
Her şeyi yaşayarak öğrendik
Hayatı böyle sevdik
Önce denedik
Yapamadıkça düzeni anladık
Önce saçlarımız ağardı
Sonra boyumuz ufaldı
Ellerimiz ayaklarımız
Nasırdır hep bu yüzden...
Kendimiz için bir şey yapmadık
Dönen çarkın derdindeydik
Düşüncelerimiz bile olmadı
Düşünmeye vaktimiz de yoktu zaten
Başkalarının hayatlarının içinde
Kendi hayatımızın dışında kalmıştık
Herkese ayırdığımız onlarca yıl arasında
Bize kalan beş on dakikada da
Bunları yazdık ki
Kimse olmasın benim gibi bizim gibi
Diye..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)