Sokağın köşesinden emin adımlarla döndüm. Yaptığım hareketin nelere sebep olacağından habersizce, eceline susamış bir sokak köpeği edasıyla onun bulunduğu kahveye doğru ilerledim. Kahvenin kapısında Kemal abi sigara yasağını çıkaranlara ağır hakaretler savunarak muhtemelen az önce makineden düşürdüğü sigarasını, uzun iç çekişlerle yudumluyordu. Beni gördüğünde gözleri fal taşı gibi açıldı, falımda ölüm vardı. Daha 2 nefes bile zar zor çekilen sigarayı yere atıp hızla içeri daldı. Saniyeler içinde bir feryat figan koptu içerde. Kahve ahalisi kapının önüne çıkmış, beni içeri almamaya uğraşırken terbiyesizler korosunun assolisti arka kapıdan kaçmaya çalışıyordu. Kıvrak bir hareketle kahvenin kapısına yığılan ve beni tutan adamlardan sıyrılıp, sokağın köşesinden, arka sokağa dolanıp kaçağın önünü kestim. Artık kaçacak yeri olmadığını ve ecelden kaçılmayacağını anlayan bu kişiliksiz insan donakaldı karşımda ve kaderine razı olur gibi dizlerinin üzerine çöktü. Her şeye razıymış gibi usulca kafasını kaldırdı ve bana baktı.
İnsan celladına, ölüme neden son kez bakma arzusu duyar ki. Azrail vakti gelince gelirmiş ya! Azrail’e ölüm davetiyesi yollayanlar, onlar ne halt ediyorlar? Onların vaktini kim getirmiş?
Belimden silahımı çektim ve binlerce yıldır sevdiği insana bir gül veriyormuşçasına
Mermiyi namluya yerleştirdim. O kadar mutlu olmuştu ki silahım, uzun zamandır görmediği ve özlediği sevdiğine sarılır gibi sarıldı mermiye. Sımsıkı kavradı sonra. Ve yeni bir hasret için vedalaştılar. O terbiyesiz ise karşımda çaresizce bana bakıyor ve af dileniyordu. Peki ya o hiç affetmiş miydi? Aman dileyene kıyan o değil miydi?
………………………………………………………………………………………………………………………………………….
2 hafta öncesi canlandı gözümde. O kadar terbiyesiz bir insandı ki karşımda yere çökmüş bekleyen, 2 hafta önce tam 2 hafta önce bu saatte 14 yaşındaki bir kız çocuğuna zorla yaptırmıştı. Ve bunu gören sadece bendim, görmez olaydım. Engel olamamıştım, geç kalmıştım biraz da. Bu terbiyesizin zorla yaptırmak istediğini kız yapmak istememiş ama zorlamıştı adam ve genç kız yapmak zorunda kalmıştı. Kızın çaresizce bana bakışı hala gözlerimin önünde. Lakin ben neden o an müdahale edemedim hiç bilmiyorum. Ne kadar da cahilmişim. Kıza öyle bir bakış atmıştım ki “yapmak zorundasın der gibi”. İnsan bazen çok okumuşu bilge sanıyor ya alakası yok. Her şeyin bir bedeli vardı ve bir şeyleri kazanmak için insanlar bir şey feda etmek zorundaydı. Şimdi onun sırası gelmişti. Hem onun sırası hem de fedakarlığın tam zamanı.
Yaşadığı bu olayla zaten yeterince aşağılanan ve gururu kırılan kız bu eziyete ve işkenceye 3 gün dayanabilmişti, 3 gün. 3 gün sonra ölüm haberini aldım. O lanet olası olayı 3 gün rüyamda gördüm her bir anını. Gördüğüm ama görmezden gelmeye çalıştığım anlarını. Artık dayanamıyordum. Midem gördüklerimi kaldıramaz, göz kapaklarım kapanmaz olmuştu. Ne yemek yiyebiliyordum ne de çok sevdiğim çayımı içebiliyordum. Gidip polise anlattım her şeyi bir bir, tane tane… Baş komiser Bey haklı olarak neden gördükten sonra anlatmadığımı sordu? Ona bunu yapan benim en iyi arkadaşım diyemedim… Korktum dedim, panikledim. Ben nerden bilecektim kızın intihar edeceğini. O sorgu ve sual çok sürmedi ve benden sonra da o adamı alıp sorguladılar. Her şeyi inkar etmiş karaktersiz. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. Dedim ya sorgu çok sürmedi diye… Yalan hem de alası. Karakoldan çıktıktan sonra olayları takip ettim. En yakın arkadaşımın serbest bırakıldığını öğrenince delirdim. İşte asıl sorgu o zaman başladı. Hadi kızın kendini öldürmesi bir nebze de olsa benim suçum değildi lakin bu adamın bu kadar adi bir suç işleyip de serbest dolaşması işte benim suçum buydu. Kendime yediremedim bunu. Günlerce düşündüm ne yapmalıyım diye. En yakın arkadaşlarıma bile anlatamadım bu durumu. Artık patlamak üzereydim ve dayanamıyordum. Kararımı verdim hem kendi hatamı telafi edecek hem de kendi adaletimi kendim sağlayacaktım. Baba yadigarını aldım akşam ezanı saatiydi. Tam çıkıyordum ezan okundu. Abdest alıp namazımı kıldım. Ve dua ettim bol bol. Daha günahı işlemeden tövbeye başlamıştım bile. Sonra her zaman takıldığımız kahveye doğru ağır ve kararlı adımlarla yürüdüm.
Sokağın köşesinden emin adımlarla döndüm. Yaptıklarımın neye sebep olacağının farkında mıydım bilmiyorum…
Ve şimdi tam önümde olması gerektiği yerde ve ecelini bekliyor. Çok az kaldı dedim içimden sabret. Senin o küçücük masum kıza çektirdiğin acıyı sana çektirmeyeceğim. Gözlerinden bir pişmanlık şeridi geçti. Sonra genç kızın gözleri. O kadar acılıydı ki dayanamadım. Gözlerim nemlendi. Silahı sol elime alıp sağ elimle sildim gözyaşlarımı. İçimden dedim ki bir insana nasıl yapılır bu. Bir insan buna neden zorlanır. Aklım almıyordu bu olanları. Düşünüyordum, taşınıyordum yok. Anlamıyordum. 21. Yüzyılda hala nasıl böyle şeyler olabilirdi. Bir öğretmen öğrencisine nasıl yapardı bunu. Bir öğretmen bir öğrencisine neden zorla kitap okutmaya çalışmıştı hiç anlamamıştım. Tetiğe bastım, o öldü. Kendime sıkacak cesareti bulamamıştım. Baba yadigarımı bir mermisine daha hasret bırakmaya, çifte kumruları ayırmaya kıyamamıştım. Şimdi bunları parmaklıklar ardından yazıyorum. Umarım bir hocanız bunu size zorla okutur diye...
.......eyüp ulugöl.....................19 Kasım 2009 Perşembe, 22:40:02..........
24 Şubat 2010 Çarşamba
Deniz
Gözümden sakındığım gözlerini
Dikmişken benden habersiz
Uzakta bir yerlere,
Hüzünlü bakışlar atmaktasın ya şimdi..
Her telefon çalışında eskiye dair
Bazen hüzünlü bazen mutlu
Anıların canlanıyor ya kafanda...
Ve her seni seviyorum deyişinde
Çaresizce iltifatlarımla mahçup oluyorsun
Ve elinden bir şey gelmiyor ya...
Gözlerini gözlerimden,
Yüzünden gülümsemeni eksik etme,
Sen gül, ben bülbül olurum...
.....................eyüp ulugöl............20 Ekim 2009 Salı, 00:04:38.....
Dikmişken benden habersiz
Uzakta bir yerlere,
Hüzünlü bakışlar atmaktasın ya şimdi..
Her telefon çalışında eskiye dair
Bazen hüzünlü bazen mutlu
Anıların canlanıyor ya kafanda...
Ve her seni seviyorum deyişinde
Çaresizce iltifatlarımla mahçup oluyorsun
Ve elinden bir şey gelmiyor ya...
Gözlerini gözlerimden,
Yüzünden gülümsemeni eksik etme,
Sen gül, ben bülbül olurum...
.....................eyüp ulugöl............20 Ekim 2009 Salı, 00:04:38.....
17 Şubat 2010 Çarşamba
Talihsiz
dönersin,
kıyısından köşesinden hayatın,
köşeyi döndüm sanırsın...
karanlık bir sokağa düşer adımların...
içinde korkuyla karışık bir heyecan belirir...
kalbin göğüs kafesinden fırlar avuçlarına...
ölmezsin ama sürünürsün...
yanarsın,
belli belirsiz bir ateşin
ürkek ateşlerinde kavrulursun...
kırmızı bir sonsuza kapanır gözlerin...
içinde sıcakla beraber soğuk bir anı kalır
ruhun teninden ayrılıp uzanır semaya...
ölmezsin ama kavrulursun...
..................eyüp ulugöl..........18.02.2010.... 01:44 a.m
kıyısından köşesinden hayatın,
köşeyi döndüm sanırsın...
karanlık bir sokağa düşer adımların...
içinde korkuyla karışık bir heyecan belirir...
kalbin göğüs kafesinden fırlar avuçlarına...
ölmezsin ama sürünürsün...
yanarsın,
belli belirsiz bir ateşin
ürkek ateşlerinde kavrulursun...
kırmızı bir sonsuza kapanır gözlerin...
içinde sıcakla beraber soğuk bir anı kalır
ruhun teninden ayrılıp uzanır semaya...
ölmezsin ama kavrulursun...
..................eyüp ulugöl..........18.02.2010.... 01:44 a.m
10 Şubat 2010 Çarşamba
O ve BEN
O,
Issız bir sokaktaki
Yalnız bir kaydıraktır
Bense yaramaz bir çocuk
Ne olacakmış canıma minnet
Benim işim kaymaktır.
.........................eyüp ulugöl......10.10.2009... 17:45
Issız bir sokaktaki
Yalnız bir kaydıraktır
Bense yaramaz bir çocuk
Ne olacakmış canıma minnet
Benim işim kaymaktır.
.........................eyüp ulugöl......10.10.2009... 17:45
7 Şubat 2010 Pazar
Özlerim Seni
gözyaşı silerim boş zamanlarımda
temizlerim gönlümdeki kalan kırıntıları
izlerim senden kalan fotoğrafları
gizlerim senli benli güzel hatıraları
dizlerim çözülmez sana giden yollara
özlerim seni....
hatırasız aşkımız kalacak bir köşede
yaşadık herşeyi iki arada bir derede
sevincim kaldı senin yeşil gözlerinde
hüznüm boğar beni, ölürüm her gece de
her cümlede iki kelime bir hecede
özlerim seni..
.....................................eyüp ulugöl....07.07.2010.....23:59..........
temizlerim gönlümdeki kalan kırıntıları
izlerim senden kalan fotoğrafları
gizlerim senli benli güzel hatıraları
dizlerim çözülmez sana giden yollara
özlerim seni....
hatırasız aşkımız kalacak bir köşede
yaşadık herşeyi iki arada bir derede
sevincim kaldı senin yeşil gözlerinde
hüznüm boğar beni, ölürüm her gece de
her cümlede iki kelime bir hecede
özlerim seni..
.....................................eyüp ulugöl....07.07.2010.....23:59..........
2 Şubat 2010 Salı
14 şubat
mevzu şudur ki;
yalnız olmamak değil,
gönlünü gönlünde taşıyan
gözlerinde gözlerini gördüğün,
avuçlarında ısındığın,
ufacık kalbine sığdığın
sana kızdığında tuzla buz olduğun
hasretine dayanamadığın
görmeden duramadığın
özlemekten zevk aldığın
sevmekten bıkmadığın biri
ya da
sevdikçe sevesin gelesi
yanakları, dudakları öpülesi
uğruna ömür verilesi
vs.... vs...
mevzu işte budur...
işte hepsi bu!
eyüp ulugöl .02.02.2010 - 02:02
yalnız olmamak değil,
gönlünü gönlünde taşıyan
gözlerinde gözlerini gördüğün,
avuçlarında ısındığın,
ufacık kalbine sığdığın
sana kızdığında tuzla buz olduğun
hasretine dayanamadığın
görmeden duramadığın
özlemekten zevk aldığın
sevmekten bıkmadığın biri
ya da
sevdikçe sevesin gelesi
yanakları, dudakları öpülesi
uğruna ömür verilesi
vs.... vs...
mevzu işte budur...
işte hepsi bu!
eyüp ulugöl .02.02.2010 - 02:02
30 Ocak 2010 Cumartesi
Ben Gitmeden Gel İşte
ben gitmeden gel işte...
her köşeden dönüşümde
arkamda ayak seslerin var
ve her geriye dönüşümde
seni arayan gözlerim
uzak bir yerlere umutsuzca bakan
bütün uzaklıkları ve engelleri kaldıran
görmüyor musun işte?
tam önünden geçiyorum...
başını çevir, aç gözlerini biraz
sıcaklığın başımı döndürüyor
nereye baksam seni görüyor
her konuşanı sen sanıyorum...
sen sus,
ayak seslerin konuşsun
bitsin,
bu özlem yetti artık...
eyüp ulugöl..............31.01.2010.... 01:58
her köşeden dönüşümde
arkamda ayak seslerin var
ve her geriye dönüşümde
seni arayan gözlerim
uzak bir yerlere umutsuzca bakan
bütün uzaklıkları ve engelleri kaldıran
görmüyor musun işte?
tam önünden geçiyorum...
başını çevir, aç gözlerini biraz
sıcaklığın başımı döndürüyor
nereye baksam seni görüyor
her konuşanı sen sanıyorum...
sen sus,
ayak seslerin konuşsun
bitsin,
bu özlem yetti artık...
eyüp ulugöl..............31.01.2010.... 01:58
15 Ocak 2010 Cuma
karalama defteri 3
Çakın
Vurmuşsam dibine hayatın,
Bırakın
Sonunda olacaksa yerleşik bir hayatım,
Sakın
Ucundan tutmasın kimse saçımın,
Yakın
Ve gökyüzüne çıkmasın kimse,
Bakın
Bimseyi unutmayın, unutturmayın...
Vurmuşsam dibine hayatın,
Bırakın
Sonunda olacaksa yerleşik bir hayatım,
Sakın
Ucundan tutmasın kimse saçımın,
Yakın
Ve gökyüzüne çıkmasın kimse,
Bakın
Bimseyi unutmayın, unutturmayın...
14 Ocak 2010 Perşembe
karalama defteri 2
Gölgesiz ruhlar peşinde adımlarımız
Ve isyan edemeyen düşüncelerimizle
Kapıya vurduk, kapıya dokunduk,
Hissetme çabasındaki avuçlarımızla.
Bir adım kalmış diye düşünürken sona,
İlk adımların farkına vardık.
Yol bitmez, yolcu bitmez,
Sadece ömür biter diye tezahüratlar yaparken
Sırtımız dönük hayata,
Bir de baktık ömür bitmiş uzanmışız toprağa...
Ve isyan edemeyen düşüncelerimizle
Kapıya vurduk, kapıya dokunduk,
Hissetme çabasındaki avuçlarımızla.
Bir adım kalmış diye düşünürken sona,
İlk adımların farkına vardık.
Yol bitmez, yolcu bitmez,
Sadece ömür biter diye tezahüratlar yaparken
Sırtımız dönük hayata,
Bir de baktık ömür bitmiş uzanmışız toprağa...
karalama defteri 1
Sen doğan güneşi selamlarken,
Fonda bir ses çınlar kulaklarında.
Ruhun bedenine dar gelirken
Gözlerin kapanmaz açıldığında
Anlayamaz aklın sınırlarıyla
Titriyor konuşurken ağzında nefes
Çırpınır masum bir güversin avuçlarında....
Fonda bir ses çınlar kulaklarında.
Ruhun bedenine dar gelirken
Gözlerin kapanmaz açıldığında
Anlayamaz aklın sınırlarıyla
Titriyor konuşurken ağzında nefes
Çırpınır masum bir güversin avuçlarında....
13 Aralık 2009 Pazar
BağlanMayacaksın Demeseydin Keşke...
Gözlerim kayıyor
Odamın bir kuytu köşesine
Ve yatağımda
Derin bir "sen" boşluğu hissediyorum
Sana sarılmak için açılmış kollarım
Yastığımda teselli bulmaya çalışıyor
Ne kadar da dolmuşsun içime!
Ve ben ne kadar alışmışım
Senli biçimime...
Soğuk yorgan kaplıyor bedenimi
Titriyor ellerim mütemadiyen
Aynı seni düşündüğümdeki sesim gibi
Sıcaklığın alışmış bedenime
Bir titreme yayılıyor senden bana
İrkiliyorum boşlukta
Ve içten içe "azrail yokladı" diyorum
Sonra usulca toparlanıyorum
Sanki daha doğmamış bir bebek gibi
Isınmak için, sen varmış gibi sarmalanıyorum
Gözlerinde kaybettiğim gözlerim
Kapanmıyorlar boşluğa
Sakince anlam veremediği karanlığı süzüyor
Netleştriyor sensiz odamı usulca....
Bağıl neme ulaşmış bulutlarımdan
Yastığıma hasret damlaları döküyorum
Sessizce, susuyorum, kanamıyorum
Kalbime bir isyan bayrağı çekiliyor
Ve haykırıyor Can Yücel üstada
Hani diyor ya üstad; "Bağlanmayacaksın" diye
Üzgünüm,
Özlüyorum ama bağlandım diyorum....
13.12.2009 / 03:13
Odamın bir kuytu köşesine
Ve yatağımda
Derin bir "sen" boşluğu hissediyorum
Sana sarılmak için açılmış kollarım
Yastığımda teselli bulmaya çalışıyor
Ne kadar da dolmuşsun içime!
Ve ben ne kadar alışmışım
Senli biçimime...
Soğuk yorgan kaplıyor bedenimi
Titriyor ellerim mütemadiyen
Aynı seni düşündüğümdeki sesim gibi
Sıcaklığın alışmış bedenime
Bir titreme yayılıyor senden bana
İrkiliyorum boşlukta
Ve içten içe "azrail yokladı" diyorum
Sonra usulca toparlanıyorum
Sanki daha doğmamış bir bebek gibi
Isınmak için, sen varmış gibi sarmalanıyorum
Gözlerinde kaybettiğim gözlerim
Kapanmıyorlar boşluğa
Sakince anlam veremediği karanlığı süzüyor
Netleştriyor sensiz odamı usulca....
Bağıl neme ulaşmış bulutlarımdan
Yastığıma hasret damlaları döküyorum
Sessizce, susuyorum, kanamıyorum
Kalbime bir isyan bayrağı çekiliyor
Ve haykırıyor Can Yücel üstada
Hani diyor ya üstad; "Bağlanmayacaksın" diye
Üzgünüm,
Özlüyorum ama bağlandım diyorum....
13.12.2009 / 03:13
18 Kasım 2009 Çarşamba
Şimdi Doldu Gözlerim
Şimdi doldu gözlerim
Bir sabah bir akşam olur farkedilmez
Uyumadan ben hep seni özlerim
Süzülür gözyaşım gözümden
Dudaklarımda nefeslenir yorulursa
Usulca döner köşesinden çenemin
Kaybolur kıyafetimin dokularında...
Ben her seferinde yeni damlalar bırakırım
Avuçlarına, hıçkırırım
Sessizce kimse duymasın diye
Saklanırım gamzelerine
Sen üzülme görmesinler beni sende diye
Saçma sapan espriler yaparım
Hatta bazen kalbini kırarım yerli yersiz
Üzülürüm içten içe ama
Çaresiz gene üzerim seni ve diğerlerini
Sadece biraz düşünün diye
Bunları yazmak kolay değil inan
Hele ki peş peşe dizmek kelimeleri
Gözleri yaşlıyken
Sırayı bozmadan ve düzenli şekillerde
Belirgin bir anlamı olsun diye uğraşırken
Kelime kargaşası yaratıp
Kafalarda soru işaretleri, ünlemler oluşturmak
Her kelimeden farklı bir anlam
Her cümlede bir kalbin sancısını
Damarlarınıza gömmek zor iş
Beni her okuduğunda kalbin titresin diye
Damardan giren sözcükler kullanmak ya da
Yüzük parmağına temas etme çabası
Zor iş be…
Şimdilerde seni özlemiyorum bile
Seni özlemeyi bile özledim desem
Günden güne uzaklaşıyorsun
Yakınlaşma çabası göstermeden
Her gün bir adım atıyorsun benden uzağa
Nedeni bilinmeden atılmış
Arkada bıraktıklarını umursamaz bir hızla
Uzak bir yere gidiyorsun…
Kürkçü dükkanında görüşmek dileğiyle
Yuvarlak dünyadan sevgilerimle…
Bir sabah bir akşam olur farkedilmez
Uyumadan ben hep seni özlerim
Süzülür gözyaşım gözümden
Dudaklarımda nefeslenir yorulursa
Usulca döner köşesinden çenemin
Kaybolur kıyafetimin dokularında...
Ben her seferinde yeni damlalar bırakırım
Avuçlarına, hıçkırırım
Sessizce kimse duymasın diye
Saklanırım gamzelerine
Sen üzülme görmesinler beni sende diye
Saçma sapan espriler yaparım
Hatta bazen kalbini kırarım yerli yersiz
Üzülürüm içten içe ama
Çaresiz gene üzerim seni ve diğerlerini
Sadece biraz düşünün diye
Bunları yazmak kolay değil inan
Hele ki peş peşe dizmek kelimeleri
Gözleri yaşlıyken
Sırayı bozmadan ve düzenli şekillerde
Belirgin bir anlamı olsun diye uğraşırken
Kelime kargaşası yaratıp
Kafalarda soru işaretleri, ünlemler oluşturmak
Her kelimeden farklı bir anlam
Her cümlede bir kalbin sancısını
Damarlarınıza gömmek zor iş
Beni her okuduğunda kalbin titresin diye
Damardan giren sözcükler kullanmak ya da
Yüzük parmağına temas etme çabası
Zor iş be…
Şimdilerde seni özlemiyorum bile
Seni özlemeyi bile özledim desem
Günden güne uzaklaşıyorsun
Yakınlaşma çabası göstermeden
Her gün bir adım atıyorsun benden uzağa
Nedeni bilinmeden atılmış
Arkada bıraktıklarını umursamaz bir hızla
Uzak bir yere gidiyorsun…
Kürkçü dükkanında görüşmek dileğiyle
Yuvarlak dünyadan sevgilerimle…
17 Kasım 2009 Salı
Biraz Boş Yere Harcanmışım Gibime Geliyor...
Biraz boşa harcanmışım gibi geliyor
Gereksiz yere gereksiz yerlerde
Ömrüm ellerimde kayıp gidiyor
Elimde olmayan nedenlerle
Bir sabah güneşine bakarken
Bir uzun yola çıkmışım gidercesine
Sessizce yol aldığını zannederken
Öylece oturmuşum bir şey beklercesine
İnsan bir sürü şey düşünüp
Hiç bir şey yapamayınca
Çok şey yapmış olduğunu zannedip
Elinde hiçbir şey olmayınca
Tedirgin oluyor biraz...
Biraz da şaşkın...
Binlerce kilometre gittiğini sanıp
İnmek istediğinde
bindiğin yerde olduğunu anlamak
Zor be…
Tükendim, tüketildim, eskitildim biraz
Herkese yeten ben kendime eksik kalıyorum
Biraz boşa harcanmışım gibime geliyor
Biraz fazla harcanmışım gibime geliyor
Nedensiz ve boş yere
Ucuz zamanlarda yok yere
Kıymetli bir şey için değil
Aksine değmeyecek şeyler için çok kere
Tükendim ve salındım kendime
Asıldım boynumdan bedenime
Ayaklarım yere basmaz oldu
Birilerinin kucağında büyüyemedik mi ne?
Gereksiz yere gereksiz yerlerde
Ömrüm ellerimde kayıp gidiyor
Elimde olmayan nedenlerle
Bir sabah güneşine bakarken
Bir uzun yola çıkmışım gidercesine
Sessizce yol aldığını zannederken
Öylece oturmuşum bir şey beklercesine
İnsan bir sürü şey düşünüp
Hiç bir şey yapamayınca
Çok şey yapmış olduğunu zannedip
Elinde hiçbir şey olmayınca
Tedirgin oluyor biraz...
Biraz da şaşkın...
Binlerce kilometre gittiğini sanıp
İnmek istediğinde
bindiğin yerde olduğunu anlamak
Zor be…
Tükendim, tüketildim, eskitildim biraz
Herkese yeten ben kendime eksik kalıyorum
Biraz boşa harcanmışım gibime geliyor
Biraz fazla harcanmışım gibime geliyor
Nedensiz ve boş yere
Ucuz zamanlarda yok yere
Kıymetli bir şey için değil
Aksine değmeyecek şeyler için çok kere
Tükendim ve salındım kendime
Asıldım boynumdan bedenime
Ayaklarım yere basmaz oldu
Birilerinin kucağında büyüyemedik mi ne?
7 Kasım 2009 Cumartesi
Gözlerinden Anlarım
Gözlerinden anlarım gitmelerini
Bir uzak şehirde beklemelerini
İçimde bir yerlerde sakladığım
Yalnız bir kovboydun sen
Belki bir gün gittiğim
Gitmeyeceğim bir yerde rastlamayı
Tanışmayı umduğum,
Şimdi gene yollardayım
Bir yerlerde seni bulurum umuduyla
Sürükleniyorum sana
Hüzün dalgalarında savrulan bedenim
Daha fazla katlanamıyor böyle
Uzakta, hasret, yalnız
Gözbebeklerimde büyüttüğüm
Rüyalarımda görüştüğüm
Hayallerimde kavuştuğum
Sevgilim…
Bilinmemek ve tanınmamak adına
Saklanıyorum sende,
Sensizlikle
Ne seni bilsinler istiyorum
Ne de benim seni sevdiğimi
Parmak ucunda yürüyorum bedeninde
Bir bıçak sırtı sevişmelerin
Yeni ayrılıklara ve yeni sevişlere gebe
Uçurumlar sunuyor sevdan
Korkmadan atlanmak istenen
Umarsız bir hayasızlıkla sarılıyorum
Arsız, pürüzsüz bedenine
Görmek istemiyor gözlerim senden başkasını
Dokunmak öpmek ne güzel şey
Bitsin istemiyorum,
Bitmek istemiyorum
Gitmek istemiyorum senden
Sevmelerinden
Her öpüşümde dudaklarım kızarıyor
Yüzümdeki arsızlık dudaklarıma yansımıyor
Her sarılışında tüylerin diken diken oluyor
Saplanıyor bedenime birleşiyor
Bütün oluyor eksiksiz
Na-mahremsiz ve edepsiz
Görgüsüz davranışlarına göz yumuyorum
Kapanıyorum kendi içime
Bir damla gözyaşım akıyor
Susamıyorum sana susarken...
Bir uzak şehirde beklemelerini
İçimde bir yerlerde sakladığım
Yalnız bir kovboydun sen
Belki bir gün gittiğim
Gitmeyeceğim bir yerde rastlamayı
Tanışmayı umduğum,
Şimdi gene yollardayım
Bir yerlerde seni bulurum umuduyla
Sürükleniyorum sana
Hüzün dalgalarında savrulan bedenim
Daha fazla katlanamıyor böyle
Uzakta, hasret, yalnız
Gözbebeklerimde büyüttüğüm
Rüyalarımda görüştüğüm
Hayallerimde kavuştuğum
Sevgilim…
Bilinmemek ve tanınmamak adına
Saklanıyorum sende,
Sensizlikle
Ne seni bilsinler istiyorum
Ne de benim seni sevdiğimi
Parmak ucunda yürüyorum bedeninde
Bir bıçak sırtı sevişmelerin
Yeni ayrılıklara ve yeni sevişlere gebe
Uçurumlar sunuyor sevdan
Korkmadan atlanmak istenen
Umarsız bir hayasızlıkla sarılıyorum
Arsız, pürüzsüz bedenine
Görmek istemiyor gözlerim senden başkasını
Dokunmak öpmek ne güzel şey
Bitsin istemiyorum,
Bitmek istemiyorum
Gitmek istemiyorum senden
Sevmelerinden
Her öpüşümde dudaklarım kızarıyor
Yüzümdeki arsızlık dudaklarıma yansımıyor
Her sarılışında tüylerin diken diken oluyor
Saplanıyor bedenime birleşiyor
Bütün oluyor eksiksiz
Na-mahremsiz ve edepsiz
Görgüsüz davranışlarına göz yumuyorum
Kapanıyorum kendi içime
Bir damla gözyaşım akıyor
Susamıyorum sana susarken...
2 Kasım 2009 Pazartesi
Bana Bu Kadar BenzemeSeydin Keşke
sen giderken,
ben eksiliyorum gözlerimden.
ışığı ayarlamaya yarayan
aptal otomatlardan birisini
sola doğru eğiyor arkandan biri.
bayağı kısılıyor ışık,
gözlerim karanlığa alışamadan
ben sensizliğe alışmaya başlıyorum.
sen giderken ,
arkandan çatal bıçak,
sevmediğim yumurta kokusu,
öylece bakıyorlar kahvaltı masasında.
sen giderken ,
benden eksiliyor yalnızlığın bakiyesi.
hesaplarım açık kalıyor,
yorganım kısa.
hep bir ayak üşümesi.
dokunulmasına müsaade ettiğim
en huylandığım yerim,
onlar gidiyorlar
sen giderken,
düşünülemez zaten tersi.
bakıyorum da
zaten pek çok şeye izin verişim de
gidiyor seninle birlikte.
izin kağıtlarını yırtıyor komutan.
aklımın askerliği yanmak üzere.
sen giderken ,
tuhaf bir gülme hissi geliyor,
içimdeki cenaze evinde.
ayıp olmasın diye banyoya koşuyorum.
içimde hep aynı şarkı.
gidiyorum bütün aşklar yüreğimde.
gitmek bağıldır,
sen giderken,
aslında en çok
ben gidiyorum geçmişime.seni bulduğum yere
şimdi yeniden
bir şeyleri düzeltmeye çalışacağım ardından,
sen giderken,
bunların farkında bile değilken.
şimdi yeniden sabah heyecanlarımı özleyeceğim
koşar adım gelişlerimi
aynada kendimi görmek için uğraşacağım
seni yokluğuna alışarak.
sen giderken,
öyle boş boş bakacağım ardından,
laptopta pazarda bulduğumuz,senin çok sevdiğin cacık fotoğrafı
yaramaz dediğimiz kerata,uzaklarda bir yerlerde
ağlayacak gidişine benim yerime.
kolay sever çok zor unuturum...
02.11.2009/17:44
1 Kasım 2009 Pazar
KavuşAman KavuşAman
Ben bahtımın payesine
Şu derdimin çaresine
Şu kalbimin yarenine
Kavuşamam kavuşamam....
Gözlerim hep yolda kalır
Belki bir gün döner sanır
Gönlüm hatırlarıyla avunur
Kavuşamam kavuşamam
Acı çeker kalbim yanar
Tek sevdicek sensin sanar
Her söylediğine kanar
Kavuşamam kavuşamam
Şimdi gitti uzaklarda
Görülemez rüyalarda
Belki yaşar anılarda
Kavuşamam kavuşamam
Korkularım var sakladığım
Sevip sevip ağladığım
Sevdiğim vardı bağlandığım
Kavuşamam kavuşamam
Gittin gelmez oldun sende
Eksik kaldım burada bende
Bir gün olurda gelende
Tanıyamam tanıyamam…
belki bir gün dönersin diye...
Şu derdimin çaresine
Şu kalbimin yarenine
Kavuşamam kavuşamam....
Gözlerim hep yolda kalır
Belki bir gün döner sanır
Gönlüm hatırlarıyla avunur
Kavuşamam kavuşamam
Acı çeker kalbim yanar
Tek sevdicek sensin sanar
Her söylediğine kanar
Kavuşamam kavuşamam
Şimdi gitti uzaklarda
Görülemez rüyalarda
Belki yaşar anılarda
Kavuşamam kavuşamam
Korkularım var sakladığım
Sevip sevip ağladığım
Sevdiğim vardı bağlandığım
Kavuşamam kavuşamam
Gittin gelmez oldun sende
Eksik kaldım burada bende
Bir gün olurda gelende
Tanıyamam tanıyamam…
belki bir gün dönersin diye...
9 Temmuz 2009 Perşembe
toprak olmadan
unutulmaya yüz tutmuş
gözbebeklerimden çekilmiş fotoğraflar
az biraz önce kaybettiğim
bir daha sahip olamayacağım cümleleri
ağzımdan düşüren
düne inat yarına sarılan
mutluluğa tutunmaya çalışan
yorgun bedenimden eksilen şey
yarına inat bugünden vazgeçtiklerim
bugüne kızıp dünde bıraktıklarım
özlediklerim, beklediklerim ve
hayal ettiklerimde
ölmek arzusundaki bedenimle
sonsuz olmaya çalışan ruhum
savaşırken göğsümün meydanında
af dilemek için allah'ın
huzuruna çıkmışım ellerimle
senin yanında, senden uzak
bir yol hikayesi
ayrılık değil, hasret hiç değil
aşk denemez
aşık olunamaz
gözlerimden akan
yanağımdan süzülen damlalarla
akıyorken hayata
dudaklarımda buluşalım
ben toprak olmadan....
gözbebeklerimden çekilmiş fotoğraflar
az biraz önce kaybettiğim
bir daha sahip olamayacağım cümleleri
ağzımdan düşüren
düne inat yarına sarılan
mutluluğa tutunmaya çalışan
yorgun bedenimden eksilen şey
yarına inat bugünden vazgeçtiklerim
bugüne kızıp dünde bıraktıklarım
özlediklerim, beklediklerim ve
hayal ettiklerimde
ölmek arzusundaki bedenimle
sonsuz olmaya çalışan ruhum
savaşırken göğsümün meydanında
af dilemek için allah'ın
huzuruna çıkmışım ellerimle
senin yanında, senden uzak
bir yol hikayesi
ayrılık değil, hasret hiç değil
aşk denemez
aşık olunamaz
gözlerimden akan
yanağımdan süzülen damlalarla
akıyorken hayata
dudaklarımda buluşalım
ben toprak olmadan....
19 Haziran 2009 Cuma
Bu Senin Yazın
Avuçlarımdan kaçarken hayatım
Sana tutunmaya çalışyordum
Ölmeye hazırım çek şu pimi
Aşk zırhından kurtuldum
Göstermelik yanlışlar yaptım
Yanlış anlaşılmak, yanlış tanınmak için
Birilerine boyun eğdim, sorgusuzca
Peki bu yalnızlık niçin?
Haketmediklerimi kazandım hep
Hakettiklerimden feragat ederek
Zorluklar yıldırmadı, aksine
Hep daha fazla zorluk istedim
Acı çekmek öğrenmektir diyerek
Uzakta bir yerdeki
Biçimsiz bir kalbin
Biçimsiz duygularından emin
Karmaşık duygular biriktirdim
Ne olduğumu bilmeden
Yapılması gerekenlerden kaçarak
Sorgu sual edilmeden
Cevap aramadan, sadece sorarak
Unutma;
Kendini tanıdığın gün
Herşeyi bulduğun günüdür.
19.06.2009 /00:47
Sana tutunmaya çalışyordum
Ölmeye hazırım çek şu pimi
Aşk zırhından kurtuldum
Göstermelik yanlışlar yaptım
Yanlış anlaşılmak, yanlış tanınmak için
Birilerine boyun eğdim, sorgusuzca
Peki bu yalnızlık niçin?
Haketmediklerimi kazandım hep
Hakettiklerimden feragat ederek
Zorluklar yıldırmadı, aksine
Hep daha fazla zorluk istedim
Acı çekmek öğrenmektir diyerek
Uzakta bir yerdeki
Biçimsiz bir kalbin
Biçimsiz duygularından emin
Karmaşık duygular biriktirdim
Ne olduğumu bilmeden
Yapılması gerekenlerden kaçarak
Sorgu sual edilmeden
Cevap aramadan, sadece sorarak
Unutma;
Kendini tanıdığın gün
Herşeyi bulduğun günüdür.
19.06.2009 /00:47
18 Haziran 2009 Perşembe
Yoksan, Varolamam!
bir gün iki duvar arasında
bir yerde sıkışma çabasıyla
savurduğum naraların
yankı yapıp kulaklarımı sağır edeceğini
yalnız seni görmediğimde,
senin şekline bürünmüş bir ordu içinde
seni göremeyecek kadar kör olabileceğimi
ve gel dediğinde
ayaklarımdan bağımsız örgür adımlarımın
yönünü bulamama ihtimalini düşünmemiştim
duymadan attığım adımların sonunda
senin silüetin yokken
adımlarım anlamını kaybediyor...
yoksan, varolamam!
18 Haziran 2009 Dün, 00:19:23
bir yerde sıkışma çabasıyla
savurduğum naraların
yankı yapıp kulaklarımı sağır edeceğini
yalnız seni görmediğimde,
senin şekline bürünmüş bir ordu içinde
seni göremeyecek kadar kör olabileceğimi
ve gel dediğinde
ayaklarımdan bağımsız örgür adımlarımın
yönünü bulamama ihtimalini düşünmemiştim
duymadan attığım adımların sonunda
senin silüetin yokken
adımlarım anlamını kaybediyor...
yoksan, varolamam!
18 Haziran 2009 Dün, 00:19:23
Ey Güzellik Sana Şikayetim Var
düşünmeden yaşamak na'mümkünken
seni düşünmeden nefes alamazken
uykularımdan kaçıp seni düşünüyorum
seni düşünüyorum uykularım kaçıyor
gözlerinde eridiğim dakikalar var hatırımda
zamanın durduğunu sandığım zamanlar
bir kedinin fareyle oynaması gibi
oynuyor benimle gözlerin
bana bakarken yakaladığım her anda
ben pervasızca soyut eğilimler içindeyken
gözlerin kaçışıyor gözlerimden
uzaklara, bilinmezliklere
bir de bakıyorum ben yokum
sensizken gölgesizleşen bedenim
aynı zamanda anlamsızlaşıyor
kopup gidiyorum bir yerlere
seni yanıma alamadan
kahramanca savaştığım savaşlar da
hep kaybeden olmak ne kadar acı
görgüsüz ellerim dokunamazken sana
nefes almak şekilsizleşirken
sensizlik biçimsizleşmişken
kendi silahımla kendimi vurmak
intihar denemez ki sevgilim
bilahare yaşadığım zamanlarda
mütemadiyen yokluğuna isyan bayrağı çektiğim
belki bir yelkenli ya da paraşüt olma eğilimindeyken sevmelerim
rüzgarından bağımsız hareket edemiyor olmak
yol alamıyor olmak üzerken yüreğimi
tabii sonuçlarından üzüleceğimi bile bile saçmalamak
haklısın bence de saçma!
Ey güzellik sana şikayetim var
gözlerine hapsoldum, firar edemiyorum...
13.05.2009 / 23:27
seni düşünmeden nefes alamazken
uykularımdan kaçıp seni düşünüyorum
seni düşünüyorum uykularım kaçıyor
gözlerinde eridiğim dakikalar var hatırımda
zamanın durduğunu sandığım zamanlar
bir kedinin fareyle oynaması gibi
oynuyor benimle gözlerin
bana bakarken yakaladığım her anda
ben pervasızca soyut eğilimler içindeyken
gözlerin kaçışıyor gözlerimden
uzaklara, bilinmezliklere
bir de bakıyorum ben yokum
sensizken gölgesizleşen bedenim
aynı zamanda anlamsızlaşıyor
kopup gidiyorum bir yerlere
seni yanıma alamadan
kahramanca savaştığım savaşlar da
hep kaybeden olmak ne kadar acı
görgüsüz ellerim dokunamazken sana
nefes almak şekilsizleşirken
sensizlik biçimsizleşmişken
kendi silahımla kendimi vurmak
intihar denemez ki sevgilim
bilahare yaşadığım zamanlarda
mütemadiyen yokluğuna isyan bayrağı çektiğim
belki bir yelkenli ya da paraşüt olma eğilimindeyken sevmelerim
rüzgarından bağımsız hareket edemiyor olmak
yol alamıyor olmak üzerken yüreğimi
tabii sonuçlarından üzüleceğimi bile bile saçmalamak
haklısın bence de saçma!
Ey güzellik sana şikayetim var
gözlerine hapsoldum, firar edemiyorum...
13.05.2009 / 23:27
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)