30 Nisan 2013 Salı

Hepimiz aynıyız aslında


Ayrılıklar hüzünleri boğar
Ne sen ne ben farklıyız
Herkes aslında farketmese de
Aynı hayatı yaşıyor.

Üzülmek, üzmek hobimiz
Artık eğlence haline getirmişiz
Öyle huzurlu ki yalnızlıklar
Mutluluktan ağlıyoruz 
Yalancı yalanlarımıza

Yalnız.... olmaz. belli....
Sensiz.. Yanmaz... Bu ateş..

Bir güzel


 Bir güzel var
Tarif edilemez..
Kelimlerin kifayetsiz kaldigi
Bir guzel var
Derdi tasasi icime ha dustu
Ha dusecek
Bir guzel var
Oyle guzel ki 
Aklimi durduruyor
Beynimi sorguluyor...

Gördüm


"Gördüm neyleyim.. 
ve öğrendim ki kimse 
bakmıyormuş gülcemaline hayranlıkla... 
Talibim gönül tahtına 
görelim neyler mevla, 
bakalım ne yazılmış bahtıma.."

Oyun


"Açıldı perdeler başladı oyun
Beni de senaryonun içine koyun
Dökülüp dillerden taşıp salona
Alkışlarla, koşa koşa, ona gideyim...."

Zor dedi, deli misin?


Zor dedi, deli misin?
O kız hiç sana bakar mı?
Zaten canı yanmış
Memleketi neydi sivas mı?

Görmezden gelemiyorsun farkında
Uzak durmak en iyisi dedi içinden
Bilahare zorunda olmadıkça
Hiç ödün vermiyor ki kendinden

Hiç şansın yok dedi, biliyordum
Öyle güzel ki bize sıra gelmez
Beklesek bir ömür onun yolunu
Gül bahçesi olsa dikenini vermez  
 
Kahrına boğulmuş nefessiz halde
Ne yaptığının farkında bile değil
Öyle derinden küsmüş ki kalbe
Kabul etmez istersen önünde eğil

Sen yine de vazgeçme elini uzat
Sevmek zordur büyük hakikat
Toprak gibi yüzünde belirmiş şefkat
Çağırıyor gönlümü koşuyorum neyleyim...

Gözlerinde tuz gölü yağmurla dolmuş
Ellerini başının iki yanına koymuş
Düşünceli gibi bir hali vardı, 
Sordum, gül bahçesinin gülleri solmuş.

Gürmemiş kimseyi hiç onun gözü
Aşkım diyenin ilaçtır sözü
Uzat ellerini tutayım dedim
Gülsün bir kerecik o güzel yüzü

Her rengi taşır gökkuşağıdır
Aradığım gönlümün padişahıdır
Dermanı dertlerin şahıdır
Gönülden gönüle sefer eylerim

Dillerim lal olmuş konuşamıyor
Eller uzakta kalmış kavuşamıyor
Korkusundan bana yanaşamıyor
Gel dedim, ey güzel saray senindir

Açıldı perdeler başladı oyun
Beni de senaryonun içine koyun
Dökülsün dillerden taşsın salona
Alkışlarla koşa koşa ona gideyim

                                                                              18.02.2013
                                             

Ahh çektikçe


Ahh çektikçe ömrümden ömür gidiyor
Yara hasret kalmak zormuş, öğrendik
Bir dakka yüzün görsem bana yetiyor
Onsuz yaşamak imkansızmış, öğrendik.


Gönlüm dalmış karanlık kuyulara
Alışmıştı böyle acı dolu sonlara
Sapmaz mı hiç doğru yollara
Yolun sonu uçurummuş, öğrendik...

Bir ümitle sarılmıştım ben sana
"Gelme" dedin, tutulma sen bana
Söz verdim, ahtım var yar sana
Sözü tutmak zor işmiş, öğrendik...

Gönlüm kapılırdı bir hayale
Döner idim etrafında pervane
Cayır cayır yanmak için bahane
Bulmaya gerek yokmuş, öğrendik.


Aklımın kaybettim senin yolunda
Kalbim doldurdum senin nurunla
Belki bir gün umutsuz bir anda
kapım çalar, gelirmişsin, öğrendik.


                                                   11 Ocak 2013 Cuma, 09:19:14

11 Ocak 2013 Cuma

Gönlüm bi çiçek misali


Gönlüm bi çiçek misali
Açıverdi gözlerinin ışığında
Hani kaktüs bile sene de bir kac gün
Açarya içini ayışında....

Gördüm neyleyim
Biçare gözlerinde bir BEN
O günden beri anlamıyorsun
Dünyama sığdıramadığım SEN...

Korkuyorum her dakika
Çaresizce en yakın uzaklarında
Her bir şey söylemek istediğinde
Birine aşık oldum demenden...

Herşey sahte, herşey gerçek
Bir ömür böyle sürecek
Ne sen benden uzak durabileceksin
Ne de bu kalbim senden vazgeçecek...

Olmuyor, susmuyor dilim
Reddedilmeyi de öğrendim
Akşamları gözyaşı döküp
Sabahlar da umut ettim...

Ellerin avuclarımda durur
Bu devran hep böyle yürür
Dünya tersine dönse de
Büyük aşklar böyle olur...

Telefondan bir se geldi
Ekranda resmen belirdi
Herkes seni benden bildi
Seve seve geldim yine...

Çaldım her gün ben kapını
Her yere yazdım adını
Bu dörtlüğün son satırı
Seni seviyorum dedim yine...

Sessizliktir benim adim
Sensizlik benim kahrim
Sana olan sevgimi
Anlatmaya yetmez aklım...

Düştüm kelimeler peşine
Taktım canımı dişime
Hep bir anlam yükledim
Bırakıp beni gidişine...

Derdin benim derdim olsun
Hayatıma ortak olsun
Umut fakirin ekmeği
Bir kez de mucize olsun...

Açtım yine ellerimi
Yine seni diliyorum
Dualardan baska carem yok
İçin için eriyorum...

27 Kasım 2012 Salı

Affeyle güzel yarim


Çok seven çok yanılır..
Özür dilemek acziyet midir?
Yoksa kusurundan haberdarlık mıdır?
İnsan haberdar olduğu kusru neden işler?
Kırık köprü de yürüyen bilmez mi ki düşer?

Uçurumlar çıkar
her gelmek istediğimde sana.
Beni durduran uçurumlar değil,
Hasret girdi aramıza.

Ben çok sever çok koşarım
yorulmaksızın peşinden
Yalnız seninle yaşarım
Ruhum çıkar bedenimden...



Dünyaya hükmeden kalbimi bıraktım avuçlarına
Bir sürü bez parçasını astım ağaç dallarına
Gözlerine bakınca düşünemem, neyleyim
Kırdıysam seni affeyle güzel yarim

13 Kasım 2012 Salı

Bir güzele ...



Bir güzele sevdalandım.. 
Oda sevda derdinde..
Her gün aşık oluyorum, 
Hiç ileri gitmedim sayıyorum yerimde..
Gözlerinde bir ben gördüm
Kayboldum içinde
Anlattım derdimi amma
Anlamamak derdinde
Gözyaşlarını sileyim istedim
Mutlu olmayı çok hakediyordu
Duygularımla besledim
O hep geri gidiyordu

Dur! dedim gitme benden uzaklara
Kalma sakın bensiz
Dur dedi sakın yapma
Senle ben asla olamayız biz

Özlüyorum derken sesim titrer
Ağlayamam susarım


O hep kendi yolunda gider
Ben ardından bakarım
Yazdıklarım anlamsız birer cümle
Belki okurken çok seviniyor
Onu ilk gördüğümde
Söylemiştim biliyor...
Uzak durmak hataydı
Bunu şimdi anlıyorum
Herşey geçti gitti
Tek başıma ağlıyorum

12 Ekim 2012 Cuma

Pilli bebek – Fotoğraf' ithafen



Bir şarkı bu kadar çabuk ağlatır
bu kadar içine dokunur insanın
sen yaklaşmaya çalıştıkça uzaklaştırır
sevdiklerinden koparır
hayatın rengarenk olduğunu düşündüğün
en aciz anında tutar kolundan
seni siyah beyaz bir fotoğrafın arka planına atar
değersizleştirir, kıymetsizleştirir
arka fonda ortama uyum sağlamaya çalışırsın
hiç yokmuş gibi
görmemek için gözlerin kapanır
sabretmek için avuçların sıkılır
ve bir ömür ayakta duracağını bilmek
daha güçsüzleştirir halsiz bacaklarını
boynun, yastığından mıdır?
yoksa hep boynu bükük olacağından mıdır
sola yatar
bir küçük emrah bakışı kapalı gözlerinde belirir
pazarda annesini kaybetmiş bir çocuğun
en çaresiz anındaki ifadeler yapışır yüzüne
tiksinirsin
arkanı dönersin her şeye
daha çabuk uyum sağlamak için
ellerini göbek hizanda birleştirip
boynunu hafif öne eğip
özür dilersin, fotoğraftakilerden
ben bu fotoğrafa fon olamam dersin
benim gözlerim gökkuşağı görmeden durmaz
ayaklarım patikaların esiridir
ellerim dostlarımın ellerinden ayrılamaz
kalbim;
ah kalbim atmadan duramaz
sırtımda çok yüküm var ama
ben bu fotoğrafta fon olamam dersin
çeker gidersin
Arkana bile bakmadan.


Pilli bebek – Fotoğraf..  27.02.2012

2 Ekim 2012 Salı

zil sesi melodisi



Kalabalıktan kaçıp kendime yerleştiğim bir zamanda kapım çalsa.

Kimseyi beklemek bi yana hatta bunu umut bile etmeyen ben,

Umarsızca kapıyı çalanın sen olduğunu bilsem ya hissetsem.

Ellerim ve ayaklarım titrese heyecandan ve uzun zamandır süren bir hasret

Bir kapı gıcırtısıyla son bulsa. ne dersin?



Güzel olmaz mı?



Açsam kapıyı, heyecanım derin bir iç geçirmeyle beraber

bütün vücudumu saran ikiye katlanmış bir üzüntüyle dolsa.

Karanlık merdiven boşluğuna bakıp,

kulaklarım merdivenlerden gelen yankılarda arasa seni

ve ben kapı sesini telefonuna zil sesi yapmış

bir gerizekalıya dönüşebilsem o anda.

Geri dönüp o kendimi mahvettiğim,

hapsettiğim evimdeki kargaşa da kulaklarımı

zil sesine kabartıp dakikalarca arasam telefonumu

ve bulduğumda artık sen kapatmış olsan.

Ve en son araman, beni o gün yirminci arayışın olsa.

Efkardan nasıl sarhoş olacağımı şaşırıp

büyük rakıyı tepeleyip içtiğim o gece

sadece son çalışı duymuş olsam bölük pörçük.

Arama kaydını geçtikten sonra

bir de mesaj simgesi olsa ekranda.

O mesajı atanda sen olsan keşke.



Mesajı açıp, kelimelerin en yumuşak tonlarıyla bana

"Evini ya bulamadım ya da adresi yanlış vermişsin,

zira verdiğin adresteki kapı zilini

çok kere çalmama rağmen açan olmadı.

Seni aradım evde misin diye soracaktım,

son çare mesaj attım cevap vermeyince de eve döndüm." desen.

Ve ben her zamanki alelade tavrımı sergileyip

gecenin bir yarısı düşüp sokaklara

adımlarına basarak kokunu takip edip seni bulsam

Ya da sen çıkıp bir köşeden

Nerde kaldın tatlım desen

Öyle işte..



"Beni unutma, beni unutmak bizi unutmaktır."28 Eylül 2012. saat: 01:05

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Bilesin

Yıldızlı bir geceye bakarken seni aradı gözlerim
Gündoğumuna kadar beklemeliyim 
Biliyorum, farkettim
Her güne sıcak uyanmak seninle
Her güne yeni bir gün gibi bakmak
Bir kaç kısa zamanda olsa
Utangaçlıklarıma saklanan, umarsız
Biçare ve umutsuz gözlerim
Yüzsüzlüklerime saklanan
İç geçirmelerimin yanında
Sözü edilecek şeyler değiller
Her latifenin içinde aranışlarım
Her katliyama serzenişlerim
Haksızlıklara tahammülsüzlüklerim
Sendendir, bilesin...

16.07.2012

Kendime Dönmelerim

Yorgunluklarım kaçırdı beni hayattan
O yüzdendir eninde sonunda
Koşar adım kendime dönmelerim
Bağlanmak zor uğraşmış
Çok istesem de beceremedim
Ne olur inan bana
Uzak bir yerlere giderken dahi
Sana ulaşmalarım kolay olsun istedim
Yalan yok!
Senin hasretini biraz çekmek
Biraz hasretlik çekmek iyi gelirdi bana
Sonunda sana döndüğümde
Seni unutmak mümkün mü?
Sana seni, bana seni hatırlatan
Özleten onca şey varken

16.07.2012

28 Haziran 2012 Perşembe

Mutsuzluk

Mutsuzluk bir hastalıktır, bazıları isteyerek yakalanır bu hastalığa kimisi istemeden kimi de kaçamaz her ne kadar çok isteseler de. Son zamanlarda anladığım ya da anlamlandırdığım çok şey var. Belki çoğunuza anlamsız gelecek söyleyeceklerim belki ne saçmalıyor bu diyeceksiniz. Haklı da olabilirsiniz ya da bende haklı olabilirim.

Hayatı yaşayış ya da algılayışımız biraz değişik açıkçası. Enteresan yani.
Eski, eksik ya da olumsuz yönleri çokça aklımızı meşgul ederken güzel yanları olabildiğince es geçiyoruz sanki. Şahsım adına şunu diyebilirim ki imrenilecek bir işim, süper bir ailem, muhteşem bir arkadaş çevrem var.

Peki. O zaman neden hala yüzün asık ve neden hiç içtenlikle gülümseyen bir halini göremedik diyebilirsiniz. Haklısınız.

İşte size mutsuzluğu bir hayat biçimi haline getirmiş bir adamın hikayesini yazıyorum. Çok uzun zaman oldu böyle gözlerimin içi gülmeyeli. İnanın bende çok açık ve net bir şekilde halen nedenlerini sorguluyorum. Belki de alışkanlık haline geldi.

Bazı şeyleri, olayların ne kadar dışında gibi gözükseler de bir çok insanla aynı açıdan baktığımızı farkettim. Hayata dair saplantılarımın ya da bana saplantı gibi gelen düşüncelerin aslında sadece bana has özellikler olmadıklarını farkettim mesela. Kendimi en özel hissettiğim şeylerde ne kadar basit ve sığ düşüncelerimin olduğunu, kendimi basit, iğreti hissettiğim şeylerde  de ne kadar büyük ya da üstün vasıflara sahip olduğumu anladım.

Bu tatil iyi geldi anlayacağınız.

Sabrıma sabır, insanlığıma insanlık kattım. Gözyaşlarımı tanımadığım bir sürü insan için mutlu mesut yuvalarından ettim. Saçlarımı döktüğüm, kalbimi yorduğum, ömrümden geçip giden yıllara abone olan ama şimdilerde nerede ne yaptıklarına dair en ufak bir fikrim olmayan kadınların bile hayatımda ne kadar önemli olduklarını, bana bugüne kadar kaybettirdikleriyle neler kattıklarını anladım.

Yine de onları fazla aklımda tutmaksızın unutmaya karar verdim. Zira geçmişin yükünü omuzlarımdan inmedikçe geleceğe attığım her adımın beni ancak geriye götüreceğini anladım.

Yeni-lenin...




                                                                                                      28 Haziran 2012
                                                                                                     02.28/Adrasan/Antalya

27 Haziran 2012 Çarşamba

Görüyor musun?

Görüyor musun?

Neyi diye sorma sakın

Sadece bak,

Ama bakmak için değil,
Görmek için bak
Kimsenin göremediğini

Herkesten sakladığımı

Görmek için bak
Ya da sadece iç geçirmek için

Düşünmeden bak...

 

Yapabilir misin?

7 Aralık 2011 Çarşamba

Uzak Sevmeler

Çok uzak değiliz aslında
Mesafeler uzaklık belirtisi sayılmaz
Biliyorsun
Eskiler gönüller bir oldu mu?
Mesafeler unutulur derlerdi
Doğrudur.
Ben alıştım sana, hem de çok fazla
Öyle bir alışkanlık ki bu
Her sabah uyandığımda,
Sokaklara çıktığımda,
İşe geldiğimde
Ve her ne yaparsam yapayım
Aklımdasın.
İnsan kavuşamayınca ya da umudu olmadığında
Daha süslü cümleler kuruyormuş
Öğrendim...
Kelimeleri süslemeye gerek yok Sevgilim,
Zira kelimeler
Sana tutulduğumdan beri
Biçare bir vaziyetteler
Durup durup sana ,
Seni seviyorum demelerim bundandır.
Arabesk cümleler kuramıyorum eskisi gibi...


4 Nisan 2011 Pazartesi

Hazine

çok özledim ben,
o yüzden susuyorum sana
ama gene de sana sonu,
sana aşığım, seni seviyorum
gibi kelimeleri kullanmadan
cümle kuramıyorum
zira susuzluğum bir tek sanadır sana
kelimeler,ismini duyunca
aklımda bir fırtına koparıyorlar ...
bir yarış başlıyor,
bir yarışma
en güzelleri birer adım öne çıkıyor
ve sıralanıyorlar adının önüne arkasına
sen olmayınca ya da
beynimi senden muaf tutunca ...
ellerim ayaklarım tutmaz oluyor...
ve kelimeler kayboluyorlar
isminle beraber, durağanlaşıyorum
ve derin bir sessizliğe iniyorum
başım önümde
gelsen;
yavaşça uzatsan elini
işaret parmağını yan çevirip ,
usulca çenemden tutup
kaldırsan başımı
ve gözlerin gözlerimde
senin fotoğrafını çekse
özledim desen...
gel desen...
nereye olduğu belirtecini kullanmadan
hiçbir şey umurumda olmaz...
düşünmem, tutar elinden
arkama bakmadan gelirim...
zira sen benim hayatımın en kıymetli hazinesisin.

30 Mart 2011 Çarşamba

Rüyamda Bir Melek Gördüm...

rüyamda bir melek gördüm..

kadın silüetinde

bana doğru koştu sarıldı

hadi dedi şimdi gitme vaktidir



bi baktım tek giden ben değilim..

peşinde bir sürü insan..

ne oluyor diye sordum..

acımadan saldırıyorlar dedi



nereye gidiyorsunuz dedim

sınıra doğru kaçıyoruz dedi.

sımsıkı sarıldı, özledim dedi

hadi sende benimle gel



direndim ama gitmemeye değil

onunla kalmaya, ama kabul etmedi

bensiz gidemezler dedi

ama istersen sen kalabilirsin dedi



silahıma davrandım.. yanıma alayım dedim

artık sana kimse zarar veremez dedi

neden ? dedim

ölüler ölmez dedi...



sustum.. gözlerimi açtım...

bir de baktım melek gitmiş, meleğim

bir camdan bakıyordum



dışarıda kimin askeri olduğunu

neden geldiklerini anlamadığım

askerler vardı...

biri başını çevirdi, gözleri

gözlerime dikildi, korktum.

kapadım gözleirmi, perdeyi.



dışardan umarsız bir müzik

inlemeler ve silah sesleri duydum.

sonra arkamı döndüm

evimdeyiz meleğim karşımda

burası benim evim, cennetim

dışarısı da kimsesizlerin evi

cehennem...

Kabul ET...

Sanıyor musun ki unutuyorum seni? Sen unut dedikçe daha çok kazınıyor avuçlarıma adın.. ve her elimi yüzüme sürüşümde sana sarılmış addediyorum kendimi.. parmak izime kazıdım adımı, imza atmıyorum artık her yere parmak basıyorum ki adını herkes bilsin diye.. yokluğun göğsümde derin bir boşluk yaratıyor. ne yapsam dolmuyor, denedim olmuyor işte...



sessiz bir geceye selam çakıp çıkmaz bir sokaktan caddelere atıyorum adımlarımı. sonunda sen olmadığını bile bile adımlar atıyorum, sen diye diye.. ve sen benden uzaklaşmak için çıkmaz bir sokağa atıyorsun kendini, yolu izi nerde olduğu bilinmeyen.



pervasızca saçmalıyorum mütemadi bir hayranlıkla.. ve aklım sadece sana düzgün cümleler betimliyor. kelimeler arka arkaya sadece senin adının peşinden sıralanıyor. güngörmemiş betimlemeler ve güzelliğinin tanımı sıralanıyor peşi sıra. dudaklarım sadece sana konuşuyor, seni seviyorum diye...



senin olmadığın sabahları, akşam sayıyorum ve tersine yaşıyorum herşeyi.. nefesi alıp vermek yerine nefes verip alıyorum, uyum sağlasın diye.



ve sen ey yabancı... kalbimin en yakını, gözlerimin aşınası ve tembelliğimin sebebi. kabul et sen yoksan varolamam...!!!

18 Ekim 2010 Pazartesi

Bunun anlamı ne?

gördüğüm en güzel rüya
mutluluğum anahtarının sahibi
gönlümü çalan güzel şey
yırtık pırtık ruhumun ilacı
yokluğunda kaybolduğum
balım...

yoksan varolamam!

geceler uzun ve yalnız
yoksun sabaha kadar
düşümde bile hep sen varsın
bunun anlamı nedir?