30 Nisan 2013 Salı
Ay benim!
Ay benim karanlık gecem
İsmin dudaklarımda hecem
Dönmüyor
dünyam
Geçmiyor zaman
Her gözyaşında
Hatırlatır
seni
Bilinmez bilmecem
Gözlerimi açtım
Güneş gibi
doğdun
Benim hayal ülkemin
Prensesi oldun
Hikayeyi
ben yazmadım
Ama kahraman benim
Bu sefer iyi anladım
Hep
en çok seven benim
Biraz geç inmişti
Gönül
durağımda
Ben beklerdim belki
Bir ömür gururla
Bir küçük
mutluluk
Kondurdu yüzüme
Kızarıp bozardım
Yüzündeki
nurla...
Nazlıdır sevdiğim
Hep sabrımı sınar
Geçmişti
ömrümden
En güzelim yıllar
Karışığım
O gözlerini kapatıp
Sessizce beni bekler gibi
Duruşun yok
mu?
Gözlerinde saklı
İçini yakmış
Gizli bir hüzün
var
Ne demiştin
Ya da ne anlamıştım
"Karışığım"
değil mi?
O nasıl bakış
Sonsuz bir manzaraya bakıyor gibiydi
Ufuk çizgisinde kaybolur
gibi oldu
Bir poyraz vurdu sağ taraftan yüzüne
Usulca
çevirdi başını soluna
Saçları güneş kadar sarıydı
Yüzü
çöl kadar pürüzsüz
Denizden iki damla fırladı
Bu anı
süslemek için
Ufacık bir gülümseme belirdi
Yavaş yavaş
yayıldı yüzüne
Abartısızdı, berraktı, tertemizdi
Tam
zamanıydı
Deklanşöre dokundu ellerim
Göz kapaklarım
açılıp kapandı
Sonsuza kadarın ilk karesiydi...
Hepimiz aynıyız aslında
Ayrılıklar hüzünleri boğar
Ne sen ne ben farklıyız
Herkes
aslında farketmese de
Aynı hayatı yaşıyor.
Üzülmek,
üzmek hobimiz
Artık eğlence haline getirmişiz
Öyle huzurlu
ki yalnızlıklar
Mutluluktan ağlıyoruz
Yalancı
yalanlarımıza
Yalnız.... olmaz. belli....
Sensiz.. Yanmaz... Bu ateş..
Bir güzel
Bir güzel var
Tarif edilemez..
Kelimlerin kifayetsiz
kaldigi
Bir guzel var
Derdi tasasi icime ha dustu
Ha
dusecek
Bir guzel var
Oyle guzel ki
Aklimi
durduruyor
Beynimi sorguluyor...
Gördüm
"Gördüm
neyleyim..
ve öğrendim ki kimse
bakmıyormuş
gülcemaline hayranlıkla...
Talibim gönül tahtına
görelim neyler mevla,
bakalım ne yazılmış
bahtıma.."
Oyun
"Açıldı
perdeler başladı oyun
Beni de senaryonun içine koyun
Dökülüp
dillerden taşıp salona
Alkışlarla, koşa koşa, ona
gideyim...."
Zor dedi, deli misin?
Zor dedi, deli misin?
O kız hiç sana bakar mı?
Zaten canı
yanmış
Memleketi neydi sivas mı?
Görmezden gelemiyorsun
farkında
Uzak durmak en iyisi dedi içinden
Bilahare zorunda
olmadıkça
Hiç ödün vermiyor ki kendinden
Hiç şansın yok
dedi, biliyordum
Öyle güzel ki bize sıra gelmez
Beklesek bir
ömür onun yolunu
Gül bahçesi olsa dikenini vermez
Kahrına boğulmuş nefessiz halde
Ne yaptığının farkında
bile değil
Öyle derinden küsmüş ki kalbe
Kabul etmez
istersen önünde eğil
Sen yine de vazgeçme elini uzat
Sevmek
zordur büyük hakikat
Toprak gibi yüzünde belirmiş
şefkat
Çağırıyor gönlümü koşuyorum neyleyim...
Gözlerinde
tuz gölü yağmurla dolmuş
Ellerini başının iki yanına
koymuş
Düşünceli gibi bir hali vardı,
Sordum, gül
bahçesinin gülleri solmuş.
Gürmemiş kimseyi hiç onun
gözü
Aşkım diyenin ilaçtır sözü
Uzat ellerini tutayım
dedim
Gülsün bir kerecik o güzel yüzü
Her rengi taşır
gökkuşağıdır
Aradığım gönlümün padişahıdır
Dermanı
dertlerin şahıdır
Gönülden gönüle sefer eylerim
Dillerim
lal olmuş konuşamıyor
Eller uzakta kalmış
kavuşamıyor
Korkusundan bana yanaşamıyor
Gel dedim, ey
güzel saray senindir
Açıldı perdeler başladı oyun
Beni de
senaryonun içine koyun
Dökülsün dillerden taşsın
salona
Alkışlarla koşa koşa ona gideyim
18.02.2013
Ahh çektikçe
Ahh
çektikçe ömrümden ömür gidiyor
Yara hasret kalmak zormuş, öğrendik
Bir dakka yüzün görsem bana yetiyor
Onsuz yaşamak imkansızmış, öğrendik.
Yara hasret kalmak zormuş, öğrendik
Bir dakka yüzün görsem bana yetiyor
Onsuz yaşamak imkansızmış, öğrendik.
Gönlüm
dalmış karanlık kuyulara
Alışmıştı böyle acı dolu sonlara
Sapmaz mı hiç doğru yollara
Yolun sonu uçurummuş, öğrendik...
Bir ümitle sarılmıştım ben sana
"Gelme" dedin, tutulma sen bana
Söz verdim, ahtım var yar sana
Sözü tutmak zor işmiş, öğrendik...
Alışmıştı böyle acı dolu sonlara
Sapmaz mı hiç doğru yollara
Yolun sonu uçurummuş, öğrendik...
Bir ümitle sarılmıştım ben sana
"Gelme" dedin, tutulma sen bana
Söz verdim, ahtım var yar sana
Sözü tutmak zor işmiş, öğrendik...
Gönlüm kapılırdı
bir hayale
Döner idim
etrafında pervane
Cayır cayır
yanmak için bahane
Bulmaya gerek
yokmuş, öğrendik.
Aklımın
kaybettim senin yolunda
Kalbim doldurdum
senin nurunla
Belki bir gün
umutsuz bir anda
11 Ocak 2013 Cuma, 09:19:14
11 Ocak 2013 Cuma
Gönlüm bi çiçek misali
Gönlüm bi çiçek misali
Açıverdi gözlerinin ışığında
Hani kaktüs bile sene de bir kac gün
Açarya içini ayışında....
Gördüm neyleyim
Biçare gözlerinde bir BEN
O günden beri anlamıyorsun
Dünyama sığdıramadığım SEN...
Korkuyorum her dakika
Çaresizce en yakın uzaklarında
Her bir şey söylemek istediğinde
Birine aşık oldum demenden...
Herşey sahte, herşey gerçek
Bir ömür böyle sürecek
Ne sen benden uzak durabileceksin
Ne de bu kalbim senden vazgeçecek...
Olmuyor, susmuyor dilim
Reddedilmeyi de öğrendim
Akşamları gözyaşı döküp
Sabahlar da umut ettim...
Ellerin avuclarımda durur
Bu devran hep böyle yürür
Dünya tersine dönse de
Büyük aşklar böyle olur...
Telefondan bir se geldi
Ekranda resmen belirdi
Herkes seni benden bildi
Seve seve geldim yine...
Çaldım her gün ben kapını
Her yere yazdım adını
Bu dörtlüğün son satırı
Seni seviyorum dedim yine...
Sessizliktir benim adim
Sensizlik benim kahrim
Sana olan sevgimi
Anlatmaya yetmez aklım...
Düştüm kelimeler peşine
Taktım canımı dişime
Hep bir anlam yükledim
Bırakıp beni gidişine...
Derdin benim derdim olsun
Hayatıma ortak olsun
Umut fakirin ekmeği
Bir kez de mucize olsun...
Açtım yine ellerimi
Yine seni diliyorum
Dualardan baska carem yok
İçin için eriyorum...
Açıverdi gözlerinin ışığında
Hani kaktüs bile sene de bir kac gün
Açarya içini ayışında....
Gördüm neyleyim
Biçare gözlerinde bir BEN
O günden beri anlamıyorsun
Dünyama sığdıramadığım SEN...
Korkuyorum her dakika
Çaresizce en yakın uzaklarında
Her bir şey söylemek istediğinde
Birine aşık oldum demenden...
Herşey sahte, herşey gerçek
Bir ömür böyle sürecek
Ne sen benden uzak durabileceksin
Ne de bu kalbim senden vazgeçecek...
Olmuyor, susmuyor dilim
Reddedilmeyi de öğrendim
Akşamları gözyaşı döküp
Sabahlar da umut ettim...
Ellerin avuclarımda durur
Bu devran hep böyle yürür
Dünya tersine dönse de
Büyük aşklar böyle olur...
Telefondan bir se geldi
Ekranda resmen belirdi
Herkes seni benden bildi
Seve seve geldim yine...
Çaldım her gün ben kapını
Her yere yazdım adını
Bu dörtlüğün son satırı
Seni seviyorum dedim yine...
Sessizliktir benim adim
Sensizlik benim kahrim
Sana olan sevgimi
Anlatmaya yetmez aklım...
Düştüm kelimeler peşine
Taktım canımı dişime
Hep bir anlam yükledim
Bırakıp beni gidişine...
Derdin benim derdim olsun
Hayatıma ortak olsun
Umut fakirin ekmeği
Bir kez de mucize olsun...
Açtım yine ellerimi
Yine seni diliyorum
Dualardan baska carem yok
İçin için eriyorum...
27 Kasım 2012 Salı
Affeyle güzel yarim
Çok seven çok yanılır..
Özür dilemek acziyet midir?
Yoksa kusurundan haberdarlık mıdır?
İnsan haberdar olduğu kusru neden işler?
Kırık köprü de yürüyen bilmez mi ki düşer?
Uçurumlar çıkar
her gelmek istediğimde sana.
Beni durduran uçurumlar değil,
Hasret girdi aramıza.
Ben çok sever çok koşarım
yorulmaksızın peşinden
Yalnız seninle yaşarım
Ruhum çıkar bedenimden...
Dünyaya hükmeden kalbimi bıraktım avuçlarına
Bir sürü bez parçasını astım ağaç dallarına
Gözlerine bakınca düşünemem, neyleyim
Kırdıysam seni affeyle güzel yarim
13 Kasım 2012 Salı
Bir güzele ...
Bir güzele sevdalandım..
Oda sevda derdinde..
Her gün aşık oluyorum,
Her gün aşık oluyorum,
Hiç ileri gitmedim sayıyorum yerimde..
Gözlerinde bir ben gördüm
Kayboldum içinde
Anlattım derdimi amma
Anlamamak derdinde
Kayboldum içinde
Anlattım derdimi amma
Anlamamak derdinde
Gözyaşlarını sileyim istedim
Mutlu olmayı çok hakediyordu
Duygularımla besledim
O hep geri gidiyordu
Mutlu olmayı çok hakediyordu
Duygularımla besledim
O hep geri gidiyordu
Dur! dedim gitme benden uzaklara
Kalma sakın bensiz
Kalma sakın bensiz
Dur dedi sakın yapma
Senle ben asla olamayız biz
Senle ben asla olamayız biz
Özlüyorum derken sesim titrer
Ağlayamam susarım
O hep kendi yolunda gider
Ben ardından bakarım
Ben ardından bakarım
Yazdıklarım anlamsız birer cümle
Belki okurken çok seviniyor
Onu ilk gördüğümde
Söylemiştim biliyor...
Belki okurken çok seviniyor
Onu ilk gördüğümde
Söylemiştim biliyor...
Uzak durmak hataydı
Bunu şimdi anlıyorum
Herşey geçti gitti
Tek başıma ağlıyorum
12 Ekim 2012 Cuma
Pilli bebek – Fotoğraf' ithafen
Bir şarkı bu kadar çabuk ağlatır
bu kadar içine dokunur insanın
sen yaklaşmaya çalıştıkça uzaklaştırır
sevdiklerinden koparır
hayatın rengarenk olduğunu düşündüğün
en aciz anında tutar kolundan
seni siyah beyaz bir fotoğrafın arka planına atar
değersizleştirir, kıymetsizleştirir
arka fonda ortama uyum sağlamaya çalışırsın
hiç yokmuş gibi
görmemek için gözlerin kapanır
sabretmek için avuçların sıkılır
ve bir ömür ayakta duracağını bilmek
daha güçsüzleştirir halsiz bacaklarını
boynun, yastığından mıdır?
yoksa hep boynu bükük olacağından mıdır
sola yatar
bir küçük emrah bakışı kapalı gözlerinde belirir
pazarda annesini kaybetmiş bir çocuğun
en çaresiz anındaki ifadeler yapışır yüzüne
tiksinirsin
arkanı dönersin her şeye
daha çabuk uyum sağlamak için
ellerini göbek hizanda birleştirip
boynunu hafif öne eğip
özür dilersin, fotoğraftakilerden
ben bu fotoğrafa fon olamam dersin
benim gözlerim gökkuşağı görmeden durmaz
ayaklarım patikaların esiridir
ellerim dostlarımın ellerinden ayrılamaz
kalbim;
ah kalbim atmadan duramaz
sırtımda çok yüküm var ama
ben bu fotoğrafta fon olamam dersin
çeker gidersin
Arkana bile bakmadan.
Pilli bebek – Fotoğraf.. 27.02.2012
2 Ekim 2012 Salı
zil sesi melodisi
Kalabalıktan kaçıp kendime yerleştiğim bir zamanda kapım çalsa.
Kimseyi beklemek bi yana hatta bunu umut bile etmeyen ben,
Umarsızca kapıyı çalanın sen olduğunu bilsem ya hissetsem.
Ellerim ve ayaklarım titrese heyecandan ve uzun zamandır süren bir hasret
Bir kapı gıcırtısıyla son bulsa. ne dersin?
Güzel olmaz mı?
Açsam kapıyı, heyecanım derin bir iç geçirmeyle beraber
bütün vücudumu saran ikiye katlanmış bir üzüntüyle dolsa.
Karanlık merdiven boşluğuna bakıp,
kulaklarım merdivenlerden gelen yankılarda arasa seni
ve ben kapı sesini telefonuna zil sesi yapmış
bir gerizekalıya dönüşebilsem o anda.
Geri dönüp o kendimi mahvettiğim,
hapsettiğim evimdeki kargaşa da kulaklarımı
zil sesine kabartıp dakikalarca arasam telefonumu
ve bulduğumda artık sen kapatmış olsan.
Ve en son araman, beni o gün yirminci arayışın olsa.
Efkardan nasıl sarhoş olacağımı şaşırıp
büyük rakıyı tepeleyip içtiğim o gece
sadece son çalışı duymuş olsam bölük pörçük.
Arama kaydını geçtikten sonra
bir de mesaj simgesi olsa ekranda.
O mesajı atanda sen olsan keşke.
Mesajı açıp, kelimelerin en yumuşak tonlarıyla bana
"Evini ya bulamadım ya da adresi yanlış vermişsin,
zira verdiğin adresteki kapı zilini
çok kere çalmama rağmen açan olmadı.
Seni aradım evde misin diye soracaktım,
son çare mesaj attım cevap vermeyince de eve döndüm." desen.
Ve ben her zamanki alelade tavrımı sergileyip
gecenin bir yarısı düşüp sokaklara
adımlarına basarak kokunu takip edip seni bulsam
Ya da sen çıkıp bir köşeden
Nerde kaldın tatlım desen
Öyle işte..
"Beni unutma, beni unutmak bizi unutmaktır."28 Eylül 2012. saat: 01:05
16 Temmuz 2012 Pazartesi
Bilesin
Yıldızlı bir geceye bakarken seni aradı gözlerim
Gündoğumuna kadar beklemeliyim
Biliyorum, farkettim
Her güne sıcak uyanmak seninle
Her güne yeni bir gün gibi bakmak
Bir kaç kısa zamanda olsa
Utangaçlıklarıma saklanan, umarsız
Biçare ve umutsuz gözlerim
Yüzsüzlüklerime saklanan
İç geçirmelerimin yanında
Sözü edilecek şeyler değiller
Her latifenin içinde aranışlarım
Her katliyama serzenişlerim
Haksızlıklara tahammülsüzlüklerim
Sendendir, bilesin...
16.07.2012
Kendime Dönmelerim
Yorgunluklarım kaçırdı beni hayattan
O yüzdendir eninde sonunda
Koşar adım kendime dönmelerim
Bağlanmak zor uğraşmış
Çok istesem de beceremedim
Ne olur inan bana
Uzak bir yerlere giderken dahi
Sana ulaşmalarım kolay olsun istedim
Yalan yok!
Senin hasretini biraz çekmek
Biraz hasretlik çekmek iyi gelirdi bana
Sonunda sana döndüğümde
Seni unutmak mümkün mü?
Sana seni, bana seni hatırlatan
Özleten onca şey varken
16.07.2012
O yüzdendir eninde sonunda
Koşar adım kendime dönmelerim
Bağlanmak zor uğraşmış
Çok istesem de beceremedim
Ne olur inan bana
Uzak bir yerlere giderken dahi
Sana ulaşmalarım kolay olsun istedim
Yalan yok!
Senin hasretini biraz çekmek
Biraz hasretlik çekmek iyi gelirdi bana
Sonunda sana döndüğümde
Seni unutmak mümkün mü?
Sana seni, bana seni hatırlatan
Özleten onca şey varken
16.07.2012
28 Haziran 2012 Perşembe
Mutsuzluk
Mutsuzluk bir hastalıktır, bazıları isteyerek yakalanır bu hastalığa kimisi istemeden kimi de kaçamaz her ne kadar çok isteseler de. Son zamanlarda anladığım ya da anlamlandırdığım çok şey var. Belki çoğunuza anlamsız gelecek söyleyeceklerim belki ne saçmalıyor bu diyeceksiniz. Haklı da olabilirsiniz ya da bende haklı olabilirim.
Hayatı yaşayış ya da algılayışımız biraz değişik açıkçası. Enteresan yani.
Eski, eksik ya da olumsuz yönleri çokça aklımızı meşgul ederken güzel yanları olabildiğince es geçiyoruz sanki. Şahsım adına şunu diyebilirim ki imrenilecek bir işim, süper bir ailem, muhteşem bir arkadaş çevrem var.
Peki. O zaman neden hala yüzün asık ve neden hiç içtenlikle gülümseyen bir halini göremedik diyebilirsiniz. Haklısınız.
İşte size mutsuzluğu bir hayat biçimi haline getirmiş bir adamın hikayesini yazıyorum. Çok uzun zaman oldu böyle gözlerimin içi gülmeyeli. İnanın bende çok açık ve net bir şekilde halen nedenlerini sorguluyorum. Belki de alışkanlık haline geldi.
Bazı şeyleri, olayların ne kadar dışında gibi gözükseler de bir çok insanla aynı açıdan baktığımızı farkettim. Hayata dair saplantılarımın ya da bana saplantı gibi gelen düşüncelerin aslında sadece bana has özellikler olmadıklarını farkettim mesela. Kendimi en özel hissettiğim şeylerde ne kadar basit ve sığ düşüncelerimin olduğunu, kendimi basit, iğreti hissettiğim şeylerde de ne kadar büyük ya da üstün vasıflara sahip olduğumu anladım.
Bu tatil iyi geldi anlayacağınız.
Sabrıma sabır, insanlığıma insanlık kattım. Gözyaşlarımı tanımadığım bir sürü insan için mutlu mesut yuvalarından ettim. Saçlarımı döktüğüm, kalbimi yorduğum, ömrümden geçip giden yıllara abone olan ama şimdilerde nerede ne yaptıklarına dair en ufak bir fikrim olmayan kadınların bile hayatımda ne kadar önemli olduklarını, bana bugüne kadar kaybettirdikleriyle neler kattıklarını anladım.
Yine de onları fazla aklımda tutmaksızın unutmaya karar verdim. Zira geçmişin yükünü omuzlarımdan inmedikçe geleceğe attığım her adımın beni ancak geriye götüreceğini anladım.
Yeni-lenin...
28 Haziran 2012
02.28/Adrasan/Antalya
Hayatı yaşayış ya da algılayışımız biraz değişik açıkçası. Enteresan yani.
Eski, eksik ya da olumsuz yönleri çokça aklımızı meşgul ederken güzel yanları olabildiğince es geçiyoruz sanki. Şahsım adına şunu diyebilirim ki imrenilecek bir işim, süper bir ailem, muhteşem bir arkadaş çevrem var.
Peki. O zaman neden hala yüzün asık ve neden hiç içtenlikle gülümseyen bir halini göremedik diyebilirsiniz. Haklısınız.
İşte size mutsuzluğu bir hayat biçimi haline getirmiş bir adamın hikayesini yazıyorum. Çok uzun zaman oldu böyle gözlerimin içi gülmeyeli. İnanın bende çok açık ve net bir şekilde halen nedenlerini sorguluyorum. Belki de alışkanlık haline geldi.
Bazı şeyleri, olayların ne kadar dışında gibi gözükseler de bir çok insanla aynı açıdan baktığımızı farkettim. Hayata dair saplantılarımın ya da bana saplantı gibi gelen düşüncelerin aslında sadece bana has özellikler olmadıklarını farkettim mesela. Kendimi en özel hissettiğim şeylerde ne kadar basit ve sığ düşüncelerimin olduğunu, kendimi basit, iğreti hissettiğim şeylerde de ne kadar büyük ya da üstün vasıflara sahip olduğumu anladım.
Bu tatil iyi geldi anlayacağınız.
Sabrıma sabır, insanlığıma insanlık kattım. Gözyaşlarımı tanımadığım bir sürü insan için mutlu mesut yuvalarından ettim. Saçlarımı döktüğüm, kalbimi yorduğum, ömrümden geçip giden yıllara abone olan ama şimdilerde nerede ne yaptıklarına dair en ufak bir fikrim olmayan kadınların bile hayatımda ne kadar önemli olduklarını, bana bugüne kadar kaybettirdikleriyle neler kattıklarını anladım.
Yine de onları fazla aklımda tutmaksızın unutmaya karar verdim. Zira geçmişin yükünü omuzlarımdan inmedikçe geleceğe attığım her adımın beni ancak geriye götüreceğini anladım.
Yeni-lenin...
28 Haziran 2012
02.28/Adrasan/Antalya
27 Haziran 2012 Çarşamba
Görüyor musun?
Görüyor musun?
Neyi diye sorma sakın
Sadece bak,
Ama bakmak için değil,
Görmek için bak
Kimsenin göremediğini
Herkesten sakladığımı
Görmek için bak
Ya da sadece iç geçirmek için
Düşünmeden bak...
Yapabilir misin?
7 Aralık 2011 Çarşamba
Uzak Sevmeler
Çok uzak değiliz aslında
Mesafeler uzaklık belirtisi sayılmaz
Biliyorsun
Eskiler gönüller bir oldu mu?
Mesafeler unutulur derlerdi
Doğrudur.
Ben alıştım sana, hem de çok fazla
Öyle bir alışkanlık ki bu
Her sabah uyandığımda,
Sokaklara çıktığımda,
İşe geldiğimde
Ve her ne yaparsam yapayım
Aklımdasın.
İnsan kavuşamayınca ya da umudu olmadığında
Daha süslü cümleler kuruyormuş
Öğrendim...
Kelimeleri süslemeye gerek yok Sevgilim,
Zira kelimeler
Sana tutulduğumdan beri
Biçare bir vaziyetteler
Durup durup sana ,
Seni seviyorum demelerim bundandır.
Arabesk cümleler kuramıyorum eskisi gibi...
Mesafeler uzaklık belirtisi sayılmaz
Biliyorsun
Eskiler gönüller bir oldu mu?
Mesafeler unutulur derlerdi
Doğrudur.
Ben alıştım sana, hem de çok fazla
Öyle bir alışkanlık ki bu
Her sabah uyandığımda,
Sokaklara çıktığımda,
İşe geldiğimde
Ve her ne yaparsam yapayım
Aklımdasın.
İnsan kavuşamayınca ya da umudu olmadığında
Daha süslü cümleler kuruyormuş
Öğrendim...
Kelimeleri süslemeye gerek yok Sevgilim,
Zira kelimeler
Sana tutulduğumdan beri
Biçare bir vaziyetteler
Durup durup sana ,
Seni seviyorum demelerim bundandır.
Arabesk cümleler kuramıyorum eskisi gibi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)